Tahliye taahhütnamesi, kiracının belirli bir tarihte taşınmazı tahliye edeceğini yazılı olarak beyan ettiği ve kiralayan lehine icra takibi veya tahliye davası yoluyla sonuç doğurabilen tek taraflı bir hukuki işlemdir. Türk Borçlar Kanunu m. 352/1 bu taahhüdün geçerliliğini sıkı şartlara bağlamıştır: yazılılık, serbest irade, belirli bir tahliye tarihi ve geçerli bir imza yetkisi. Şekli unsurlardan herhangi birinin eksikliği ya da kira sözleşmesiyle eş zamanlı düzenleme, taahhüdü baştan geçersiz kılar.
Bu rehberde Antalya'daki yoğun kira piyasası ve turistik gayrimenkul stoğu nedeniyle sıkça başvurulan tahliye taahhüdü uygulamaları; geçerlilik şartları, zamansal düzenleme kuralları, beyaza atılan imza doktrini, irade fesadı iddiaları, bir yıllık hak düşürücü süre ve icra takibinin doğru zamanlaması güncel Yargıtay içtihadı ışığında kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.
Tahliye Taahhütnamesinin Temel Geçerlilik Şartları
Tahliye taahhütnamesinin sadece kâğıt üzerinde var olması, hukuken sonuç doğuracağı anlamına gelmez. Kanun koyucu, kiracının zayıf konumda olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak bu taahhüdün ancak belirli şartlar altında geçerli olacağını hükme bağlamıştır. Geçerli bir taahhüdün dört temel sütunu bulunur: yazılı şekil, serbest irade, belirli tahliye tarihi ve yetkili imza.
Yazılı Şekil Şartı ve Serbest İrade Beyanı
TBK m. 352/1 uyarınca tahliye taahhütnamesinin geçerli olabilmesi için her şeyden önce yazılı olması şarttır. Adi yazılı şekil burada bir sıhhat (geçerlilik) şartı olarak öngörülmüştür. Sözlü olarak verilen bir tahliye sözü, ne kadar çok tanıkla ispat edilirse edilsin hukuken değer ifade etmez. Yazılılık şartı, ispat kolaylığı sağlamasının yanı sıra kiracının verdiği kararın ciddiyetini kavramasına ve iradesini somutlaştırmasına hizmet eder.
Ancak yazılı şekil tek başına yeterli değildir; bu beyanın serbest irade ile verilmiş olması gerekir. Kira hukukunun temel felsefesi, kiracıyı kiralayan karşısındaki ekonomik baskıdan korumaktır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 1991/10363 E., 1991/10927 K. sayılı İlamKira ilişkisi kurulduktan ve kiracı ilgili kanunun koruyucu hükümlerinin kapsamına girdikten sonra düzenlenen birbirini izleyen kira sözleşmelerinde ya da ayrıca verilen tahliye taahhütlerinde serbest iradenin sakatlandığından söz edilemez; bu nedenle kira ilişkisi devam ederken verilen taahhütler geçerli kabul edilmiştir.
Bu içtihat, serbest iradenin varlığını kira ilişkisinin kurulmuş olmasına bağlar. Eğer kiracı henüz taşınmaza yerleşmeden veya kira sözleşmesi imzalanırken bu taahhüdü veriyorsa, hukuk düzeni kiracının ev bulamama korkusu veya sözleşme yapamama baskısı altında olduğunu kabul eder. Dolayısıyla, kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanan veya sözleşmenin bir maddesi olarak en başta dayatılan taahhütler serbest irade ürünü sayılmadığı için geçersizdir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2008/11 E., 2008/2784 K. sayılı İlamTahliye taahhütnamesine dayanılarak açılan davalarda tahliye kararı verilebilmesi için taahhüdün, kira sözleşmesinin yapılmasından sonra ve kiracı kiralananda otururken serbest irade ile verilmiş olması zorunludur; aksi hâlde taahhüt geçerli sayılmaz.
Tahliye Tarihinin Belirlenebilirliği ve Hukuki Netlik
Tahliye taahhütnamesinin bir diğer vazgeçilmez unsuru, tahliye tarihinin belirli veya belirlenebilir olmasıdır. Kiracı, taşınmazı hangi tarihte boşaltacağını net biçimde taahhüt etmelidir. "Uygun bir zamanda", "ev bulduğumda" veya "kiralayan istediğinde" gibi muğlak ifadeler içeren belgeler hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğundan tahliye takibine dayanak oluşturamaz. Tarihin gün, ay ve yıl olarak rakamsal yazılması en güvenli yöntemdir.
Uygulamada en çok karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, taahhütnamenin tarihlerinin boş bırakılarak imzalanması ve sonradan kiralayan tarafından doldurulmasıdır. Hukukumuzda beyaza imza olarak adlandırılan bu durum, genellikle kiracı tarafından geçersizlik nedeni olarak ileri sürülür. Ancak Yargıtay bu konuda istikrarlı biçimde sorumluluğu imza sahibine yüklemektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/3375 E., 2017/5844 K. sayılı İlamBeyaza atılan imza, belgenin içeriğinin karşı tarafa duyulan güven gereği uygun şekilde doldurulması yetkisinin imza sahibi tarafından örtülü olarak verildiği anlamına gelir; bu nedenle boşlukların sonradan doldurulmuş olması tek başına geçersizlik sebebi sayılmaz.
Bu içtihat, boş kâğıda imza atan kiracının, belgenin üzerinin kiralayan tarafından doldurulmasını peşinen kabul etmiş sayılacağını ifade eder. Dolayısıyla "tarihleri ben yazmadım, sonradan doldurulmuş" savunması tek başına taahhütnameyi geçersiz kılmaz. Kiracı, boş kısımların aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ancak aynı kuvvette yazılı bir delille ispat etmek zorundadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2012/5147 E., 2012/8537 K. sayılı İlamMatbu tahliye taahhütnamelerinde tarih ve diğer boşlukların elle tamamlanması başlı başına bir usulsüzlük değildir; bu şekilde boşa imza atan kiracı, kiralayana istediği tarihi yazma yetkisini fiilen vermiş sayılacağından sonucuna katlanmak zorundadır.
Bu kararlar, hukuki netliğin belgenin tanzim edildiği andaki doluluk oranından çok, imza sahibinin belgenin içeriğine verdiği zımni icazetle ölçüldüğünü gösterir. Yine de ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkları asgariye indirmek için hem tanzim tarihinin hem de tahliye tarihinin bizzat kiracının el yazısı ile doldurulması ispat hukuku açısından en güvenli yöntemdir.
İmza Yetkisi, Temsil ve Aile Konutu Sorunu
Geçerli bir tahliye taahhütnamesi için imzanın bizzat kiracıya veya yetkili temsilcisine ait olması zorunludur. Kira sözleşmesinde birden fazla kiracı varsa, taahhüdün hukuken sonuç doğurabilmesi için tüm kiracıların imzası aranır. Kiracılardan sadece birinin verdiği taahhüt, diğer kiracıların kullanım hakkını ortadan kaldıramayacağından geçersiz sayılır. Aynı durum kiralayan tarafı için de geçerlidir.
Kurumsal kiralamalarda veya şirketlerin taraf olduğu sözleşmelerde imza yetkisi daha da büyük önem kazanır. Şirket adına tahliye taahhüdü veren kişinin, imza sirkülerine göre şirketi bu konuda ilzam etme yetkisinin bulunması şarttır. Yetkisiz bir kişi tarafından atılan imza şirketi bağlamayacağı gibi tahliye sürecinin tıkanmasına da yol açar.
Aile konutu şerhi veya taşınmazın aile konutu niteliği taşıması, imza yetkisi tartışmalarına farklı bir boyut kazandırır. Türk Medeni Kanunu m. 194 uyarınca aile konutu olarak kullanılan taşınmazlarda eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 2022/2861 E., 2024/837 K. sayılı İlamKira sözleşmesinin tarafı olmayan ve takip tarihine kadar kiralayana aile konutu niteliğine ilişkin bir bildirimde bulunmamış olan eş, kira sözleşmesinin tarafı haline gelmediğinden; kiracı sıfatına sahip eşin tek başına verdiği tahliye taahhüdü bu nedenle geçersiz sayılmaz.
Bu karar, eğer diğer eş kira sözleşmesine taraf değilse ve kiralayana bu konuda bir bildirimde bulunmamışsa kiracı olan eşin tek başına verdiği tahliye taahhüdünün geçerli olabileceğine işaret eder. Yine de hukuki güvenliği sağlamak adına aile konutu niteliğindeki yerlerde her iki eşin de imzasının alınması en sağlam yaklaşımdır.
Zamansal Geçerlilik: Kira Sözleşmesi Sonrası Düzenleme Kuralı
Tahliye taahhütnamesinin hukuki sıhhati, sadece şekli unsurların varlığına değil, taahhüdün hangi zaman diliminde verildiğine sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihatları, kiracının konut veya işyeri bulma baskısı altında (müzayaka hâli) verdiği taahhütleri korumamakta; zamansal bir ayrım gözetmektedir.
Kira Sözleşmesi ile Eş Zamanlı Verilen Taahhütlerin Geçersizliği
Kira sözleşmesinin imzalanması aşamasında taşınmaza duyulan acil ihtiyaç nedeniyle kiracının her türlü şartı kabul etme eğiliminde olduğu varsayılır. Bu nedenle kira sözleşmesi ile aynı gün veya sözleşme henüz kurulmadan önce alınan tahliye taahhütleri, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle hukuken geçersiz kabul edilmektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2015/7505 E., 2015/10435 K. sayılı İlamKira sözleşmesi ile aynı tarihte düzenlenen tahliye taahhüdü, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı kabul edildiğinden yasal geçerlilik taşımaz; tarihlerin çakışması başlı başına davanın reddi sebebidir.
Yargıtay'ın kararlılık gösteren bu uygulaması, tanzim tarihinin kira sözleşmesi tarihiyle aynı olması durumunda belgenin içeriğine bakılmaksızın geçersiz sayılacağını ortaya koymaktadır. Kiralayan, kira sözleşmesini imzalattığı gün kiracıdan bir de tahliye taahhüdü alıyorsa, bu belge icra takibine konu edildiğinde kiracının yapacağı tarih itirazı büyük hukuki ağırlık kazanır.
Daha spesifik bir durum, kira sözleşmesinin tarihi ile taşınmazın fiili teslim tarihinin farklılık göstermesidir. Bazı durumlarda sözleşme ileri bir tarihte başlatılmak üzere erken imzalanabilir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2023/3249 E., 2023/3586 K. sayılı İlamKira sözleşmesinin fiilen başladığı, yani kiralananın teslim edildiği tarih ile tahliye taahhütnamesinin tanzim tarihinin aynı güne denk düşmesi, kiracının serbest iradesini sakatlayan bir durum olarak değerlendirilir ve davanın reddini gerektirir.
Bu içtihat, kiracının korunması gereken hassas dönemin sadece imza anı değil, taşınmaza fiilen yerleşme anı olduğunu da gösterir. Kiracı, anahtarı teslim alıp kullanım hakkını fiilen elde etmeden önce verdiği taahhütlerde hâlâ kiralayanın baskısı altında kabul edilir.
Kira İlişkisi Devam Ederken Verilen Taahhütlerin Bağlayıcılığı
Kira sözleşmesi kurulduktan ve kiracı taşınmaza yerleşip TBK'nın koruyucu hükümlerinden yararlanmaya başladıktan sonra verilen taahhütler tam geçerliliğe sahiptir. Bu aşamada kiracı artık müzayaka yani darlık ve baskı altında değildir; taşınmazı kullanmaktadır ve kiralayanın onu keyfî olarak çıkarma yetkisi kanunla sınırlandırılmıştır. Bu güvenli ortamda verilen bir tahliye sözü, kiracının serbest iradesinin ürünü kabul edilir.
Hatta taraflar, kira devam ederken bir araya gelerek kira süresini kısaltabilir veya belirli bir tarihte sözleşmeyi sonlandırma kararı alabilirler. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2009/12238 E., 2010/2452 K. sayılı kararına göre kira sözleşmesi düzenlendikten sonra tarafların anlaşarak süreyi kısaltıp uzatmasının önünde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır.
Yenilenen Sözleşmelerdeki Tahliye Maddelerinin Niteliği
Kira ilişkisi genellikle bir yıl süreli yapılsa da taraflar bu sürenin sonunda yeni bir sözleşme imzalayabilirler. Bu yeni sözleşmeler tekniği tevali eden (birbirini izleyen) sözleşmeler olarak adlandırılır. İlk kira sözleşmesinde yer alan tahliye taahhütleri geçersiz olsa da, kira ilişkisi devam ederken imzalanan ikinci veya üçüncü sözleşmelerin içerisine yazılan tahliye maddeleri geçerlidir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2017/4868 E., 2018/9176 K. sayılı İlamTahliye taahhüdünün ayrı bir belgede değil, yenilenen kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde yer alması başlı başına geçersizlik sebebi değildir; kiracı sözleşmenin imzalandığı tarihte zaten taşınmazda oturduğundan ilk kiralama anındaki konutsuz kalma korkusu söz konusu değildir.
Bu içtihat birliği mülk sahipleri ve kiracılar için önemli bir yol haritası sunar. Bir tahliye taahhüdünün ayrı bir kâğıtta olması zorunlu değildir; yenilenen sözleşmenin "Özel Şartlar" bölümüne eklenen "Kiracı, [tarih] tarihinde taşınmazı kayıtsız şartsız tahliye etmeyi kabul eder" şeklindeki bir ibare, eğer bu sözleşme kira ilişkisi başladıktan sonraki dönemlere aitse tam teşekküllü bir tahliye taahhütnamesi hükmündedir.
İtiraz ve İptal Gerekçeleri: Beyaza İmza ve İrade Fesadı
Tahliye taahhütnamesine karşı en sık ileri sürülen itirazlar; belgenin boş olarak imzalatılması, kiracının ekonomik veya sosyal baskı altında bırakılması (ikrah) ve belgenin içeriği hakkında yanıltılması (hile) noktalarında toplanır. Bu üç hâl de Türk Borçlar Kanunu kapsamında irade fesadı başlığı altında değerlendirilir.
Beyaza Atılan İmza Doktrini
Türk Borçlar Hukuku ve Yargıtay yerleşik içtihatları, beyaza atılan imza konusunda istikrarlı bir doktrini benimsemiştir. Bu doktrine göre bir kimsenin boş bir kâğıda imza atması, o kâğıdın üzerinin karşı tarafça istediği gibi doldurulmasına dair zımni bir yetki devri niteliğindedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2021/3533 E., 2021/6986 K. sayılı İlamAçığa imza atan kişi, bu eyleminin doğuracağı sonuç ve işlemlere katlanmak zorundadır; belgenin sonradan ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası ancak yazılı tahliye taahhüdü ile aynı kuvvette delillerle ispatlanabilir.
Eğer kiralayan boşluğu aradaki sözlü anlaşmaya aykırı bir tarihle doldurmuşsa, bu durum artık bir "geçersizlik" meselesi değil, "anlaşmaya aykırı doldurma" meselesidir; ispat yükü tamamen kiracı üzerindedir. Kiracı, eğer taahhütnamenin hileli olduğunu düşünüyorsa bunu yazılı bir başka belge, ikrar veya somut delillerle ortaya koymalıdır. Tanık beyanları kural olarak yazılı bir belgenin aksini ispat etmek için yeterli görülmemektedir.
İkrah (Korkutma) ve Baskı Altında Verilen Taahhütlerin İptali
Türk Borçlar Kanunu kapsamında ikrah; bir kimsenin kendisinin veya yakınlarının hayatına, vücut bütünlüğüne ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya bırakılarak bir hukuki işlemi yapmaya zorlanmasıdır. Kira hukukunda ikrah genellikle "Eğer bu taahhütnameyi imzalamazsan evi sana kiralamam" veya "Evi derhâl boşaltmanı sağlarım" şeklindeki baskılarla tezahür eder.
Ancak hukuk düzeni her türlü ekonomik sıkışıklığı veya evsiz kalma korkusunu teknik anlamda ikrah olarak kabul etmez. İkrah iddiasının hukuki sonuç doğurabilmesi için belirli şartların varlığı ve bu iddianın yasal süreler içinde ileri sürülmesi zorunludur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2012/5461 E., 2012/8809 K. sayılı İlamKiracı tahliye taahhüdünü ikrah ile verdiğini iddia ediyorsa, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca taahhüdün verildiği tarihten itibaren bir yıl içinde iptal davası açmak zorundadır; bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir ve sürenin geçirilmesi taahhüde icazet verildiği anlamına gelir.
Kiracıların en büyük hatası bu bir yıllık süreyi bekleyip ancak kiralayan icra takibi başlattığında baskı iddiasını ileri sürmeleridir. Yasal süresi içinde iptal hakkını kullanmayan tarafın itirazları mahkemelerce dinlenmez. İkrah, hukuki bir işlem değil iradeye yönelik bir saldırı olduğu için her türlü delille ispatlanabilir; ancak baskının somut koşulları, zamanı ve şiddeti mahkemece titizlikle incelenir. Kiralayanın yalnızca "kanuni haklarımı kullanırım" demesi kural olarak ikrah sayılmaz.
Hata ve Hile Sebebiyle İrade Sakatlığı
Hata (yanılma) ve hile (aldatma), tahliye taahhütnamesinin geçerliliğini sakatlayan diğer irade fesadı hâlleridir. Hata durumunda kiracı imzaladığı belgenin mahiyetinde veya içeriğinde esaslı bir yanılma içindedir. Hilede ise kiralayan, kiracıyı kasten yanıltarak normalde imzalamayacağı bir belgeyi imzalamasını sağlamıştır. Örneğin "Bu sadece bir abonelik sözleşmesi eki" denilerek tahliye taahhüdü imzalatılması tipik bir hile örneğidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/975 E., 2021/1108 K. sayılı KararTahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesinden önce ya da aynı tarihte imzalatıldığını ileri süren kiracı, bu iddiasını kendisi ispat etmekle yükümlüdür; ispat yükünün ters çevrilerek kiralayandan belgenin sonradan düzenlendiğini ispat etmesinin istenmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu ispat yükü sadece belgenin zamanlamasıyla sınırlı değildir; belgenin içeriğindeki tarihlerle oynandığı veya belgenin hileli biçimde imzalatıldığı iddialarını da kapsar. Hile ve hata iddialarında da ikrahta olduğu gibi bir yıllık hak düşürücü süre işler. Hilenin öğrenildiği veya hatanın fark edildiği andan itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olunmadığı kiralayana bildirilmelidir.
İspat Yükümlülüğü ve Stratejik Hukuki Yönetim
Tahliye taahhütnamesine dayalı uyuşmazlıklarda yargılamanın kaderini belirleyen en temel unsur, iddia edilen vakıaların hangi tarafça ve hangi delillerle ispat edileceğidir. HMK m. 190 ve TMK m. 6 uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Tanık Delili ve Maddi Vakıaların İspatı
Hukuk yargılamasında kural olarak senetle ispat zorunluluğu bulunsa da, tahliye taahhütnamesinin imza tarihindeki irade sakatlıkları veya belgenin oluşturulma süreciyle ilgili bazı iddialar maddi vakıa olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin yerleşik yaklaşımına göre kiracının taahhütnamenin kira ilişkisi kurulduğu sırada verildiğine dair iddiası bir hukuki tasarruf değil, hukuki fiil niteliği taşıdığından tanık deliliyle de ispatlanabilir. Ancak tanık beyanları soyut olamaz; baskının somut koşulları, zamanı ve şiddeti mahkemece titizlikle incelenir.
Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre İçinde İptal Davası Açma Zorunluluğu
İrade fesadı (hata, hile, korkutma) iddialarında bulunan kiracıların sıklıkla düştüğü en büyük hata, bu iddiaları sadece icra takibine itiraz veya tahliye davasında bir savunma aracı olarak ileri sürmeleridir. Oysa TBK m. 39 (eski BK m. 31) irade fesadıyla sakatlanmış bir taahhüdün iptali için kesin bir süre öngörmüştür.
Kiracı, taahhütnamenin baskı altında alındığını veya hileyle imzalatıldığını iddia ediyorsa bu durumu öğrendiği ya da baskının ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl içinde kiralayana bildirimde bulunmalı veya iptal davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir; sessiz kalınması taahhüde zımni icazet anlamına gelir ve tahliyeyi durdurmaya yetmez.
İcra Takibinin Süresi ve Erken Takip Yasağı
TBK m. 352/1 uyarınca kiralayan, taahhüt edilen tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibi başlatmak veya dava açmak zorundadır. Bu sürenin kaçırılması taahhütnamenin geçerliliğini yitirmesine neden olur. Ancak sadece sürelere uymak yeterli değildir; takibin zamanlaması da hukuki geçerlilik için esastır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2015/13266 E., 2016/7024 K. sayılı İlamTahliye tarihi henüz gelmeden, taahhüt tarihi öncesinde başlatılan icra takibi süresinden önce yapılmış sayılır; bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Bu kararda, tahliye tarihi henüz gelmeden başlatılan icra takibinin geçersiz olduğu ve davanın reddedilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Antalya İcra Daireleri'nde başlatılan tahliye takiplerinde de bu zamanlama kuralı katı biçimde uygulanmaktadır; tahliye tarihinin bir gün öncesinde dahi açılan takip, mahkemece geçersiz sayılır.
Tahliye Taahhütnamesi Geçerlilik Şartlarının Hukuki Çerçevesi
Aşağıdaki tablo, uygulamada en çok önem taşıyan şartları ve ihlal hâlinde doğurduğu sonuçları özetler.
Geçerlilik Şartları ve Yasal Sonuçları
| Şart | Yasal Dayanak | İhlal Hâlinde Sonuç |
|---|---|---|
| Yazılı şekil | TBK m. 352/1 | Sözlü taahhüt geçersizdir, hiçbir delille ispat edilemez |
| Sözleşmeden sonra düzenleme | Yargıtay yerleşik içtihadı | Aynı tarihli taahhüt geçersiz; dava reddedilir |
| Belirli tahliye tarihi | TBK m. 352/1 | Muğlak tarih içeren taahhüt icra takibine konu edilemez |
| Yetkili imza | TMK m. 194 (aile konutu) / Şirket imza sirküleri | Eksik veya yetkisiz imza taahhüdü bağlamaz |
| Bir aylık takip süresi | TBK m. 352/1 | Süre geçirilirse takip ve dava hakkı düşer |
| Erken takip yasağı | Yargıtay yerleşik içtihadı | Tahliye tarihinden önce açılan takip geçersizdir |
| İrade fesadı iptal süresi | TBK m. 39 | Bir yıl içinde iptal davası açılmazsa icazet verilmiş sayılır |
Bu çerçeve, tahliye taahhütnamesinin sadece bir imza meselesi değil; ispat yükünün yönetimi, delillerin stratejik kullanımı ve hak düşürücü sürelerin titizlikle takibini gerektiren teknik bir süreç olduğunu gösterir. Antalya Sulh Hukuk Mahkemeleri'nde görülen tahliye davalarında bu unsurların erken aşamada doğru kurgulanması, sonradan giderilmesi güç hak kayıplarının önüne geçer.
Tahliye Taahhütnamesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tahliye taahhütnamesi nedir ve hangi şartlarda geçerlidir?
Tahliye taahhütnamesi, kiracının belirli bir tarihte taşınmazı tahliye edeceğini yazılı olarak beyan ettiği tek taraflı bir hukuki işlemdir. TBK m. 352/1 uyarınca yazılı şekilde, kira sözleşmesi kurulduktan ve taşınmaz fiilen teslim edildikten sonra, serbest irade ile ve belirli bir tahliye tarihi içerecek biçimde düzenlenmesi zorunludur. Bu dört şarttan herhangi birinin eksikliği taahhüdü baştan geçersiz kılar.
Kira sözleşmesi ile aynı gün imzalanan tahliye taahhüdü geçerli midir?
Hayır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre kira sözleşmesi ile aynı tarihte düzenlenen tahliye taahhüdü, kiracının ev bulamama baskısı altında verildiği kabul edildiğinden serbest irade ürünü sayılmaz ve geçersizdir. Hatta kira sözleşmesinin tarihi farklı olsa bile fiili teslim tarihi ile taahhüt tarihinin çakışması da geçersizlik sebebi olarak değerlendirilir.
Boş kâğıda imza atılmış bir tahliye taahhüdü geçerli sayılır mı?
Yargıtay'ın benimsediği "açığa atılan imza" doktrini uyarınca, boş bir kâğıda imza atan kiracı belgenin karşı tarafça doldurulmasına zımni yetki vermiş sayılır; bu nedenle belgenin sonradan doldurulmuş olması tek başına geçersizlik sebebi değildir. Kiracı, ancak boşlukların aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı ve aynı kuvvette delillerle ispat ederek itiraz edebilir.
Tahliye taahhüdünü baskı veya hile altında imzaladığını iddia eden kiracı ne yapmalıdır?
TBK m. 39 uyarınca baskının ortadan kalktığı veya hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde kiralayana bildirimde bulunulmalı ve müstakil bir iptal davası açılmalıdır. Bu bir yıllık süre hak düşürücü süredir; geçirilmesi hâlinde taahhüde icazet verildiği kabul edilir ve sonradan icra takibinde ileri sürülen baskı iddiaları sonuç doğurmaz.
Tahliye tarihinden sonra hangi süre içinde icra takibi başlatılmalıdır?
TBK m. 352/1 uyarınca kiralayan, taahhüt edilen tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibi başlatmak veya tahliye davası açmak zorundadır. Bu sürenin kaçırılması taahhütnamenin geçerliliğini yitirmesine neden olur. Ayrıca tahliye tarihi gelmeden önce başlatılan takip de "erken takip yasağı" gerekçesiyle reddedilir; bu nedenle takip tarihinin doğru hesaplanması davanın seyri açısından kritik önem taşır.
Aile konutunda eşin onayı tahliye taahhüdü için zorunlu mudur?
TMK m. 194 aile konutu üzerindeki kira sözleşmesinin diğer eşin açık rızası olmadan feshedilemeyeceğini düzenler. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi içtihadına göre kira sözleşmesinin tarafı olmayan ve takip tarihine kadar kiralayana aile konutu bildirimi yapmamış olan eş, sözleşmenin tarafı haline gelmediğinden kiracı eşin tek başına verdiği taahhüt geçerli sayılabilir. Bununla birlikte uyuşmazlığı önlemek için her iki eşin de imzasının alınması en güvenli yoldur.
Yenilenen kira sözleşmesindeki tahliye maddesi ayrı bir taahhütname gibi sonuç doğurur mu?
Evet. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi içtihadına göre tahliye taahhüdünün ayrı bir belge olarak değil, yenilenen kira sözleşmesinin "Özel Şartlar" bölümünde yer alması başlı başına geçersizlik sebebi değildir. Kiracı sözleşmenin imzalandığı tarihte zaten taşınmazda oturduğundan ilk kiralama anındaki konutsuz kalma korkusu söz konusu olmadığı için bu madde tam teşekküllü bir tahliye taahhütnamesi hükmündedir.


