Tapu kaydı düzeltme davası, tapu sicilindeki ad, soyad veya baba adı gibi kimlik bilgilerine ilişkin maddi hataların mahkeme kararıyla giderilmesi amacıyla TMK m. 1027 kapsamında açılan ve taşınmazın aynına ilişkin sonuç doğuran bir mülkiyet davasıdır. Sicildeki bir harf hatası ya da eksik baba adı, kâğıt üzerinde basit görünse de uygulamada taşınmazın satılmasını, bağışlanmasını, ipotek edilmesini ve mirasçılara intikalini hukuken imkânsız kılar.
Bu rehberde Antalya'daki eski kadastro kayıtlarında özellikle miras intikali süreçlerinde sıkça karşılaşılan kimlik bilgisi uyumsuzlukları; davanın hukuki dayanakları, görevli-yetkili mahkeme, husumet kuralı, idari başvuru zorunluluğu, maktu harç rejimi, mahkemenin re'sen araştırma yükümlülüğü, mülkiyet nakli yasağı ve kararın tapu kütüğüne infazı güncel Yargıtay içtihadı ışığında kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.
Tapu Sicilindeki Maddi Hataların Kaynağı ve Hukuki Niteliği
Tapu sicili, taşınmaz üzerindeki mülkiyet haklarının ve bu hakları kısıtlayan unsurların devlet güvencesi altında tutulduğu resmî bir kütük sistemidir. Türk hukuk sisteminde mülkiyet hakkının korunması bu kayıtların doğruluğu ile doğrudan ilintilidir. Ancak taşınmazların kadastro tespiti süreçlerinden günümüzdeki tescil işlemlerine kadar geçen uzun zaman diliminde, tapu kayıtları ile maliklerin gerçek kimlik bilgileri arasında uyumsuzluklar meydana gelmiştir. Bu uyumsuzluklar maddi hata olarak nitelendirilmekte olup mülkiyet hakkının tam ve etkin biçimde kullanılabilmesi için hukuki yollarla giderilmesi zorunludur.
Sicilin Doğru Tutulmasında Devletin Sorumluluğu: TMK m. 1007 ve m. 1027
TMK m. 1007 uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Bu sorumluluk; tapu kayıtlarının aleniyetini ve bu kayıtlara güveni korumayı amaçlar. TMK m. 1027 ise tapu sicilindeki düzeltmelerin hangi esaslara göre yapılacağını düzenlemekte; ilgililerin yazılı rızası olmadıkça veya bir mahkeme kararı bulunmadıkça tapu memurunun sicil üzerinde kendiliğinden değişiklik yapamayacağını hüküm altına almaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 04.03.2021 tarihli, 2017/3165 E., 2021/211 K. sayılı KararNormlar hiyerarşisinde kanunlardan sonra gelen tüzükle mahkemeye erişim hakkı kısıtlanamaz; mahkemeye erişim hakkı yalnızca teorik düzlemde değil, bireylerin etkili biçimde kullanabileceği bir hak olarak güvence altındadır. Tapu Sicili Tüzüğü hükümleri, Anayasal nitelik taşıyan bu hakkı sınırlar nitelikte yorumlanamaz.
Bu içtihat doğrultusunda, Tapu Sicili Tüzüğü m. 75'e dayanan idari başvuru zorunluluğu mahkemeye erişim hakkını kısıtlayamaz. Doğrudan dava açılması hâlinde mahkeme, idari başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddedemez.
Kadastro Tespiti Sırasında Oluşan Kimlik Bilgisi Hataları
Tapu sicilindeki hataların büyük çoğunluğu taşınmazların ilk kez kayıt altına alındığı kadastro tespiti aşamasında ortaya çıkar. Geçmiş yıllarda yapılan kadastro çalışmaları sırasında maliklerin kimlik bilgilerinin beyana dayalı yazılması, okuma-yazma oranının düşüklüğü, yerel ağız farklılıkları veya nüfus kayıtlarındaki eksiklikler nedeniyle isim, soyisim ya da baba adı bilgileri kütüğe yanlış veya eksik işlenmiştir. "Mehmet" olan bir ismin "Muhammed" olarak kaydedilmesi ya da soyadı kanunundan önceki dönemlerde soyadı hanesinin boş bırakılması sık karşılaşılan örneklerdendir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.11.2015 tarihli, 2013/2233 E., 2015/2483 K. sayılı KararKadastro tespiti veya tapuya tescil sırasında mülkiyet hakkı sahibinin ad, soyad veya baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Düzeltme yapılırken taşınmaz malikinin değişmemesi, başka bir deyişle mülkiyet aktarımına neden olunmaması esastır.
Tapu kaydı düzeltme davası bir mülkiyet nakli davası değildir. Amaç; zaten malik olan kişinin kimlik bilgilerini nüfus kaydına uygun hâle getirerek sicildeki maddi hatayı gidermektir. Bu nedenle dava değeri taşınmazın piyasa değeri üzerinden değil, maktu harç üzerinden belirlenir.
Hatalı Kayıtların Tasarruf ve Miras İntikali Üzerindeki Engeli
Tapu sicilindeki bir harf hatası ya da eksik baba adı, hukuk pratiğinde mülkiyet hakkını adeta donduran bir etki yaratır. Tapu müdürlükleri, sicilin güvenliği ilkesi gereği kayıttaki bilgilerle başvuranın kimlik bilgileri örtüşmediği sürece hiçbir işlem yapmamaktadır. Taşınmazın satılması, bağışlanması veya üzerinde ipotek tesis edilmesi gibi tüm tasarruf işlemleri bu nedenle imkânsız hâle gelir.
Miras yoluyla intikal işlemlerinde sorun aşılmaz bir engel oluşturur. Malik vefat ettiğinde mirasçılar, murisin tapudaki ismi ile nüfus kaydındaki ismi tutarsızsa intikal işlemini gerçekleştiremez.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 13.11.2006 tarihli, 2006/11120 E., 2006/12990 K. sayılı İlamTapuda hak sahibi olduğu belirlenen kişilerin mülkiyet haklarını kullanabilmeleri için tapu kaydının nüfus kaydına uyumlu hale getirilmesi zorunludur; aksi takdirde malik, kâğıt üzerindeki kayda rağmen taşınmaz üzerinde fiilen tasarrufta bulunamaz.
Bu nedenle isim tashihi davası bir lüks değil, mülkiyet hakkının kullanılabilmesi için zorunlu bir ön şarttır. Davanın kabulüyle taşınmazın hukuki tedavül kabiliyeti yeniden kazanılır.
Tapu Kaydı Düzeltme Davasının Usul ve Dava Şartları
Tapu sicilindeki hataların düzeltilmesi süreci yalnızca maddi bir yanlışlığın giderilmesi değil, mülkiyet hakkının tam ve eksiksiz biçimde tezahür etmesini sağlayan usuli bir mekanizmadır. Bu davaların açılabilmesi ve başarıyla sonuçlandırılabilmesi için kanun koyucu ve yüksek mahkeme içtihatları belirli usul kuralları öngörmüştür.
Tapu Müdürlüğü'ne İdari Başvuru Zorunluluğu ve Husumet
Tapu Sicili Tüzüğü m. 75 tapu müdürlüklerine bu tür hataları idari yoldan düzeltme yetkisi tanır. Ancak bir tüzük hükmüyle anayasal bir hak olan mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2021 tarihli kararı bu konuyu kesin biçimde çözüme kavuşturmuştur: tapu müdürlüğüne başvuru yapılmamış olması davanın usulden reddini gerektirmez.
Davanın kime karşı açılacağı da bu davaların temel usul kurallarından biridir. Tapu Müdürlüğü bu davalarda yasal hasım sıfatıyla yer alır; müdürlük ile davacı arasında klasik anlamda bir menfaat çatışması bulunmaz, ancak kararın infaz edileceği makam burası olduğundan davanın bu kuruma karşı açılması zorunludur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 15.05.2009 tarihli, 2009/5717 E., 2009/6167 K. sayılı İlamTapu Sicil Müdürlüğü'ne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı; kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde tespit edilmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Bu davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklar çekişmesiz yargı kapsamında değerlendirilemez. Yetkili mahkeme konusunda HMK m. 12 uyarınca kesin yetki kuralı geçerlidir: dava taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmak zorundadır. Bu kural kamu düzenine ilişkin olup taraflarca değiştirilemez ve mahkemece resen dikkate alınır. Antalya'da bulunan taşınmazlar için yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'dir.
Davanın Maktu Harca Tabi Olması ve Yargılama Giderleri
Tapu kaydı düzeltme davaları taşınmazın değerini artırmaya yönelik bir mülkiyet nakli davası değildir. Bu nedenle dava değeri, taşınmazın piyasa değeri üzerinden değil, maktu (sabit) bir miktar üzerinden belirlenir. Bu durum vatandaşların mülkiyet haklarını korumak için yargı yoluna başvurmalarını kolaylaştıran önemli bir unsurdur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 22.09.2011 tarihli, 2011/8560 E., 2011/10818 K. sayılı İlamTapu kaydında isim düzeltim davalarında hatalı veya eksik yazılan kayıtların düzeltilmesi istendiğinden belirli bir dava değerinin gösterilmesi gerekmez; Harçlar Kanunu m. 16 uyarınca nispi harç alınmasını zorunlu kılacak bir değer ölçüsü bulunmadığından maktu karar harcına hükmedilmesi gerekir. Aksine karar bozma sebebidir.
Yargılama giderleri bakımından ise Tapu Müdürlüğü yasal hasım sıfatıyla yargılamada yer aldığından ve hatanın oluşmasında doğrudan kusuru bulunmadığı sürece giderlerden sorumlu tutulamaz.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 06.02.2013 tarihli, 2012/14779 E., 2013/1587 K. sayılı İlamTapu kaydında isim tashihi davalarında Tapu Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda olduğundan yargılama harç ve giderlerinden, ayrıca yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretinden sorumlu tutulamaz; bu giderler kural olarak davacı üzerinde kalır.
Tapu Kaydı Düzeltme Davasının Temel Usul Kuralları
| Konu | Kural | Açıklama |
|---|---|---|
| Görevli Mahkeme | Asliye Hukuk Mahkemesi | Taşınmazın aynına ilişkin tüm davalar Asliye Hukuk'ta görülür |
| Yetkili Mahkeme | Taşınmazın bulunduğu yer (kesin yetki) | HMK m. 12 gereği taraflarca değiştirilemez, resen dikkate alınır |
| Davalı (Hasım) | İlgili Tapu Sicil Müdürlüğü | Yasal hasım sıfatıyla yargılamaya katılır; menfaat çatışması aranmaz |
| Harç Türü | Maktu harç | Taşınmazın değeri üzerinden nispi harç alınamaz; aksi karar bozma sebebidir |
| İdari Başvuru | Dava şartı değildir | Tapu Müdürlüğü'ne başvurulmamış olması davayı düşürmez (YHGK 2021/211) |
| Yargılama Giderleri | Davacı üzerinde kalır | Yasal hasım Tapu Müdürlüğü giderlerden sorumlu tutulamaz |
| İspat Rejimi | Re'sen araştırma ilkesi | Mahkeme tarafların delilleriyle yetinmez, kamu düzeni gereği resen araştırır |
Yargılama Sürecinde İspat ve Mahkemenin Re'sen Araştırma Yükümlülüğü
Tapu kaydının düzeltilmesi davaları kamu düzenini yakından ilgilendiren ve tapu sicilinin doğruluk ile güvenirlik ilkelerini korumayı amaçlayan davalardır. Mahkemenin görevi yalnızca tarafların sunduğu delillerle yetinmek değil, maddi gerçeği ortaya çıkarmak adına resen araştırma ilkesini işletmektir.
Nüfus Kayıtları ve Kadastro Tutanaklarının Arşivsel İncelenmesi
Yargılama sürecinin ilk ve en kritik aşaması, tapu kaydındaki verilerle nüfus kayıtları arasında kopmaz bir bağ kurmaktır. Mahkeme; sadece güncel tapu kaydını değil, o kaydın oluşumuna esas teşkil eden tüm dayanak belgelerini de getirmekle yükümlüdür.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 21.02.2011 tarihli, 2011/582 E., 2011/2003 K. sayılı İlamDüzeltilecek tapu kaydı tüm dayanaklarıyla birlikte getirilmeli; nüfus müdürlüğünden kayıtta geçen kişiyle aynı kimlik bilgilerine sahip başka bir kişinin bulunup bulunmadığı sorulmalı; kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı ile tapu dayanakları arasında bağlantı oluşturacak biçimde inceleme yapılmalı, gerektiğinde kök kayıtlar istenmeli ve taşınmazın bulunduğu mahalde aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı zabıta marifetiyle araştırılmalıdır.
Özellikle kadastro tutanaklarının "iktisap sebebi" bölümü, taşınmazın malike kimden ve ne şekilde intikal ettiğini gösteren tarihsel vesikalar niteliğindedir. Mahkeme bu bilgileri nüfus kayıtlarındaki soyağacıyla karşılaştırarak doğrulamalı; davacının doğum tarihi ile kadastro tespit tarihi arasındaki kronolojik uyumu her aşamada denetlemelidir. Antalya'daki eski kadastro bölgelerinde bu arşivsel inceleme çoğu zaman belirleyici sonuçlar ortaya koymaktadır.
Tanık Beyanları ve Yerinde Keşif
Yazılı belgelerin yetersiz kaldığı durumlarda tanık beyanları ve yerinde keşif hayati önem taşır. Tapu kaydı düzeltme davalarındaki tanıklar; "evet, bu taşınmaz onundur" diyen kişiler değil, taşınmazın geçmişini, yerel halk arasındaki isimlendirmeleri ve aile soyağacını bilen bilgi tanıkları olmalıdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 02.04.2012 tarihli, 2012/4047 E., 2012/4852 K. sayılı kararına göre tapu kayıtlarının ilk tesis ve tedavülleriyle birlikte getirilmesi, nüfus müdürlüğünden araştırma yapılması, taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığıyla soruşturma yürütülmesi, tanıkların dinlenmesi ve hâlâ kesin bir kanaat oluşmamışsa mahallinde keşif yapılması zorunludur.
Mahkeme, davacının sunduğu delillerle yetinmek zorunda değildir; aksine kamu düzenine ilişkin bu davalarda resen araştırma yapması gerekir. Eksik inceleme bozma sebebidir. Nüfus müdürlüğünden aynı isim ve baba adına sahip başka kişilerin bulunup bulunmadığı sorulmalı, mahallinde keşif yapılmalı ve kayıt malikinin kimliği kuşkuya yer vermeyecek biçimde tespit edilmelidir.
Kayıt Maliki ile Davacı Arasındaki Bağın Tespiti
Tapu kaydı düzeltme davalarının en temel ve değişmez kuralı, yapılan düzeltmenin bir mülkiyet nakli sonucu doğurmamasıdır. Mahkeme tapu kütüğündeki ismi düzeltirken taşınmazı bir kişiden alıp başka bir kişiye vermediğinden emin olmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 08.12.2020 tarihli, 2017/2257 E., 2020/8204 K. sayılı İlamMahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Kadastro tespiti veya tapuya tescil sırasında kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi kayıt düzeltme taleplerinin kaynağını oluştursa da, mülkiyet aidiyetinde tereddüt doğuran her durumda davanın reddi gerekir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 15.02.2011 tarihli, 2010/14869 E., 2011/1730 K. sayılı kararı da aynı ilkeyi pekiştirir: tapu kayıtlarının düzgün tutulmasında kamu yararı bulunduğundan kayıt düzeltme davalarında mülkiyet nakline meydan vermemek için tapu maliki ile adının düzeltilmesi istenen kişinin aynı şahıs olup olmadığının kesin olarak saptanması gerekir. Eğer en ufak bir şüphe kalırsa davanın reddi zorunludur.
Mülkiyet Nakli Yasağı ve Kararın İnfazı
Tapu kaydı düzeltme davaları mülkiyetin kime ait olduğunu tartışmaya açan davalar değil, mevcut mülkiyet hakkının tapu siciline hatalı yansıyan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi yoluyla tescil edilmesini sağlayan davalardır.
Düzeltme İşleminin Mülkiyet Aktarımına Neden Olmaması
Hukukumuzda tapu kaydı düzeltme davaları yalnızca maddi hataların (isim, soyisim, baba adı, cinsiyet vb.) giderilmesi amacıyla açılabilir. Talep edilen düzeltme taşınmazın bir kişiden alınıp başka bir kişiye geçmesi sonucunu doğuruyorsa bu artık bir kayıt düzeltme davası değil, tapu iptali ve tescil davasıdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 25.06.2014 tarihli, 2014/8930 E., 2014/12449 K. sayılı İlamKadastro tespiti veya tapuya tescil sırasında mülkiyet ya da diğer hak sahiplerinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi düzeltme talebinin temelini oluştursa da, taşınmaz malikinin değişmemesi ve mülkiyet aktarımına neden olunmaması esastır.
Örneğin taşınmazın kadastro tespiti 1940 yılında yapılmışsa ve davacı 1960 doğumluysa, "Bu kayıttaki kişi benim murisimdir" talebi kronolojik tutarsızlık nedeniyle mülkiyet nakli sonucu doğurur. Bu durumda düzeltme değil, red kararı verilmelidir.
Nüfus Kaydındaki Belirsizliklerin Davaya Etkisi
Eski tarihli nüfus kayıtlarındaki kısaltmalar ("H. Ali" gibi) veya soyadı kanunu öncesi belirsizlikler, yerel mahkemelerce zaman zaman red gerekçesi yapılmaktadır. Oysa tapu kaydı düzeltme davası ile nüfus kaydı düzeltme davası birbirinden bağımsız süreçlerdir. Tapu kaydındaki hatanın giderilmesi için malikin kimliğinin diğer delillerle kesin olarak saptanması yeterlidir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 13.11.2006 tarihli kararına göre nüfus kaydındaki müphemliğin veya yanlışlığın düzeltilmesi nüfus kaydı düzeltilmesi davasının konusu olup, murisin nüfus kaydında yer alan bir harfin ne anlama geldiğinin anlaşılamaması, kayıt düzeltme davasının reddini gerektirir bir durum değildir. Müphemlik mülkiyet aidiyetini şüpheye düşürmüyorsa teknik eksiklik kabul edilir ve diğer delillerle giderilebilir.
Mahkeme Kararının Tapu Kütüğüne Tescili
Davanın kabulüyle verilen karar tapu sicilindeki maddi hatayı düzelten ve malikin tasarruf yetkisini kullanabilmesinin önündeki engelleri kaldıran bir hükümdür. Ancak bu kararın infaz edilebilir olması için taşınmazın güncel durumuyla uyumlu olması gerekir. Özellikle imar uygulamaları, şuyulandırma veya ifraz işlemleri nedeniyle parsel numarası değişmişse, eski parsel numarası üzerinden verilen kararın infazı mümkün olmaz.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 18.05.2011 tarihli, 2011/5195 E., 2011/6491 K. sayılı kararı bu durumu açıkça vurgulamıştır: dava konusu parselin sayfasının imar uygulaması nedeniyle kapatılmış olması hâlinde, eski parsel numarası üzerinden verilen kararın infaz olanağı kalmaz. Böyle bir durumda mahkemenin yapması gereken, imar uygulamasıyla oluşan yeni parsel numaralarını tespit etmek ve kararı güncel parseller üzerinden kurmaktır.
Kararın kesinleşmesiyle davacı, mahkeme ilamını Tapu Müdürlüğü'ne sunarak gerekli düzeltmenin yapılmasını talep eder. Bu işlem bir mülkiyet değişikliği değil; malikin kimlik bilgilerinin nüfus kaydıyla bağlantı ve tutarlılık içinde güncellenmesidir.
Tapu Kaydı Düzeltme Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tapudaki ad veya soyadı hatasını düzeltmek için ne yapmam gerekir?
Taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde, ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü'ne karşı kayıt düzeltme davası açmanız gerekir. TMK m. 1027 kapsamında bu dava nüfus kayıtları, kadastro tutanakları ve tanık beyanlarıyla desteklenmelidir. HMK m. 12 uyarınca yetki kuralı kesindir; dolayısıyla taşınmaz hangi ilçedeyse o yerin Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açılır.
Tapu müdürlüğüne başvurmadan doğrudan dava açabilir miyim?
Evet. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2021 tarihli kararına göre Tapu Sicili Tüzüğü m. 75'e dayalı idari başvuru zorunluluğu mahkemeye erişim hakkını kısıtlayamaz. Tapu müdürlüğüne başvurmadan doğrudan dava açtığınızda mahkeme bu gerekçeyle davayı usulden reddedemez.
Bu dava ne kadar harç ödememi gerektirir?
Tapu kaydı düzeltme davaları maktu harca tabidir. Taşınmazın piyasa değeri üzerinden nispi harç alınması hukuka aykırı olup bozma sebebidir. Bu durum dava açma maliyetlerini önemli ölçüde düşürür. Yargılama giderleri ise genel olarak davacı üzerinde kalır; Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğu için bu giderlere ortak edilemez.
Murisimin tapudaki adı farklı; miras intikalini nasıl gerçekleştirebilirim?
Öncelikle tapu kaydı düzeltme davasını açmanız ve murisin tapudaki kimliğinin nüfus kayıtlarıyla örtüştüğünü kanıtlamanız gerekir. Dava kesinleştikten sonra mahkeme ilamıyla Tapu Müdürlüğü'ne başvurarak kimlik bilgilerini güncelleyebilir, ardından miras intikali işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Eski tarihli kadastro kayıtlarına dayalı miras taşınmazlarında bu süreç sıklıkla gündeme gelir.
Nüfus kaydımda da hata varsa tapu kaydı düzeltme davası açabilir miyim?
Evet, fakat bu iki ayrı davadır. Nüfus kaydı düzeltme davası ayrı bir süreç olup tapu kaydı düzeltme davasıyla karıştırılmamalıdır. Yargıtay içtihatlarına göre nüfus kaydındaki bir harf belirsizliği, tapu malikinin kim olduğu diğer delillerle (tanık, vergi kaydı, komşu parsel kayıtları) saptanabiliyorsa davanın reddini gerektirmez.
Tapu kaydı düzeltme davası ne kadar sürer?
Dava süresi nüfus kayıtlarının ve kadastro tutanaklarının getirilmesi, zabıta araştırması, tanık dinleme ve gerektiğinde keşif aşamalarını kapsar. Mahkeme iş yoğunluğuna bağlı olmakla birlikte ortalama 1 ila 2 yıl arasında bir süre öngörülür. Arşivsel belgelerin hazır olması ve tanıkların ulaşılabilir nitelikte olması süreci önemli ölçüde kısaltır.
Tapu kaydı düzeltme davası ile tapu iptali ve tescil davası arasındaki fark nedir?
Tapu kaydı düzeltme davası mülkiyet hakkı zaten davacıya (veya murisine) ait olan taşınmazda yalnızca kimlik bilgilerindeki maddi hatanın giderilmesini amaçlar; mülkiyet el değiştirmez. Tapu iptali ve tescil davası ise mülkiyetin başkasına geçtiğinin iddia edildiği, çok daha kapsamlı bir uyuşmazlıkta açılır. İki dava arasındaki bu ayrım harç türü, yargılama usulü ve ispat yükü bakımından önemli farklılıklar doğurur.
İlgili hizmet sayfası: Antalya gayrimenkul avukatı
İlgili uyuşmazlık türlerinin kapsamı, tapu hukuku çalışmalarımız başlıklı sayfada genel hatlarıyla açıklanmıştır.


