yandex

Rafet Aslan Hukuk Bürosu, birey ve şirketlere odaklı hukuki danışmanlık, dava ve tahkim süreçlerinde stratejik temsil ve kalıcı çözümler sunar.

Antalya Nafaka Davası Rehberi | Güncel Yargıtay İçtihatları 2026

  • Anasayfa
  • Blog
  • Antalya Nafaka Davası Rehberi | Güncel Yargıtay İçtihatları 2026
Antalya Nafaka Davası Rehberi | Güncel Yargıtay İçtihatları 2026

Nafaka, Türk aile hukukunda evlilik birliğinin sarsılması veya sona ermesi nedeniyle ekonomik olarak güçsüz duruma düşen eşin, çocukların ya da yakın akrabaların geçimini güvence altına almak amacıyla kanunla düzenlenmiş bir mali destek yükümlülüğüdür. Türk Medeni Kanunu nafakayı dört temel başlık altında ele alır: tedbir nafakası (TMK m. 169 ve 197), yoksulluk nafakası (TMK m. 175), iştirak nafakası (TMK m. 182) ve yardım nafakası (TMK m. 364).

Bu rehberde Antalya'da nafaka davalarının hukuki niteliği, dört nafaka türünün şartları ve farkları, kusur dengesi, mali durum araştırması, görevli ve yetkili mahkeme, bir yıllık zamanaşımı, nafakanın uyarlanması ve icra takibi süreçleri, güncel Yargıtay kararları ışığında kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.

Nafaka Nedir? Hukuki Niteliği ve Sosyal Dayanışma İlkesi

Nafaka, bir tazminat veya cezai yaptırım değil; muhtaç duruma düşen ya da düşecek olan aile bireyine sağlanan kanuni mali destektir. Temelini Anayasa'nın ailenin korunmasına ilişkin hükümlerinden ve Türk Medeni Kanunu'nun düzenlediği karşılıklı yardım yükümlülüğünden alır. Bu nedenle nafaka, sosyal dayanışma ilkesinin aile hukuku düzlemindeki en somut yansımasıdır.

Tanım

Nafaka; eşler, çocuklar veya yakın akrabalar arasında, bir kişinin diğerinin geçimini sağlamak amacıyla kanunla yüklenen, mahkeme kararıyla miktarı belirlenen ve süreklilik arz eden mali edim yükümlülüğünü ifade eder. Yükümlünün kusurlu olması şart değildir; belirleyici olan talep edenin ihtiyacı ile yükümlünün mali gücüdür.

Nafakanın Dört Temel Türü

Türk Medeni Kanunu, ailenin farklı durumlarına göre dört ayrı nafaka türü öngörmüştür. Her türün şartları, süresi ve hukuki dayanağı birbirinden farklıdır.

Nafaka Türü Yasal Dayanak Süre Kim Talep Edebilir?
Tedbir Nafakası TMK m. 169, 197 Boşanma davası süresince ya da ayrı yaşama döneminde Eş ve velayeti altındaki çocuklar
Yoksulluk Nafakası TMK m. 175 Süresiz (kanuni sona erme halleri saklıdır) Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş
İştirak Nafakası TMK m. 182 Çocuğun ergin olmasına kadar (eğitim devam ediyorsa eğitim sonuna kadar) Velayet kendisinde olan ebeveyn (çocuk adına)
Yardım Nafakası TMK m. 364 Yoksulluk ortadan kalkana kadar Üstsoy, altsoy ve refah içindeki kardeşler

Tedbir Nafakası: Boşanma Davası Süresince Geçici Mali Destek

Tedbir nafakası, boşanma davası açıldığı andan itibaren hükmün kesinleşmesine kadar geçen sürede eşin ve çocukların barınma, beslenme, eğitim ve sağlık giderlerinin karşılanmasını amaçlayan geçici nitelikli bir nafakadır. Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca hakim, taraflardan biri talep etmemiş olsa dahi davanın devamı süresince gerekli geçici önlemleri re'sen alır.

Hakimin Re'sen Görevi ve Geçici Tedbirler

Boşanma davası açıldığında eşlerin birlikte yaşama ve yardımlaşma yükümlülüğü hukuki bir dönüşüme uğrar. Hakim; barınma, geçim ve özellikle çocukların velayetine ilişkin geçici düzenlemeler yaparken kamu düzenini ilgilendiren bir görev üstlenir. Antalya Aile Mahkemelerinde görülen boşanma davalarında da bu re'sen araştırma ilkesi sıkı biçimde uygulanır; hakim, tedbir nafakası talebi olmasa bile çocuğun yararını gözetmek üzere harekete geçer.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2014/11020 E., 2014/14895 K. sayılı İlam

Tedbir nafakası, boşanma davası süresince geçerli olan geçici bir önlemdir. Yoksulluk nafakası ise boşanma sonucu yoksulluğa düşecek, kusuru daha ağır olmayan eşin diğer eşten süresiz olarak isteyebileceği nafakadır. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebileceği hükme bağlanmıştır.

TMK m. 197 — Ayrı Yaşamada Haklı Olan Eşin Tedbir Nafakası

Tedbir nafakası yalnızca boşanma davası açılmış olması halinde değil, evlilik birliği devam ettiği halde eşlerin haklı bir sebeple ayrı yaşamak zorunda kaldığı durumlarda da gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesi, haklı sebeple ayrı yaşayan eşin diğer eşten mali katkı talep etme hakkını güvence altına almaktadır. Şiddet, hakaret, ciddi geçimsizlik veya ortak konutu güvenli kılmayan davranışlar bu kapsamda en sık başvurulan haklı sebeplerdir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2011/4922 E., 2011/11636 K. sayılı İlam

Antalya 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ilamıyla davalının davacı kadını kasten yaraladığı doktor raporuyla sabit görülerek adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu durumda davacı kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu anlaşılmaktadır. Çocukların yaşı ve ihtiyaçları gözetilerek belirlenen tedbir nafakaları, davalı kocanın ekonomik gücünü zorlamayacak şekilde hakkaniyete uygun biçimde artırılmalıdır.

Boşanma davasının reddedilmesi halinde dahi tarafların fiilen ayrı yaşamaya devam ettiği durumlarda çocukların mağdur olmaması için tedbir nafakasının sürmesi gerekebilir. Bu husus, tedbir nafakasının yalnızca boşanma davasıyla sınırlı olmadığını ve aile birliğinin sarsıldığı her evrede hukuki korumanın mevcut olduğunu kanıtlamaktadır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2014/1940 E., 2014/9941 K. sayılı İlam

Reddedilen boşanma davasından sonra çocuk için talep edilen nafaka, mahiyeti itibariyle TMK m. 197 kapsamında tedbir nafakası niteliğindedir. Boşanma kararı verilmemiş olsa dahi tarafların ayrı yaşaması ve çocuğun bakım ihtiyacı, bu nafakanın hükmedilmesini zorunlu kılar.

Geliri Olan Eşin Tedbir Nafakası Talebinin Sınırları

Tedbir nafakası, ihtiyacı bulunmayan tarafa kaynak aktarma aracı değildir. Talep eden eşin düzenli ve yeterli bir geliri varsa mahkeme, tedbir nafakası talebini reddedebilir. Bu yaklaşım, nafaka kurumunun amacının "ekonomik denge sağlama" değil, "muhtaç duruma düşmeyi önleme" olduğunu pekiştirir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2016/728 E., 2017/5722 K. sayılı İlam

Davacı kadının anaokulu öğretmeni olarak çalıştığı, düzenli ve sürekli gelirinin bulunduğu, tedbir nafakası alma ihtiyacının olmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda Türk Medeni Kanunu'nun 169 ve 175. madde koşulları somut olayda oluşmamıştır.

Yoksulluk Nafakası: Boşanma Sonrasında Süresiz Mali Destek (TMK m. 175)

Yoksulluk nafakası, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle birlikte yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan eşin, diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak talep edebileceği nafaka türüdür. Üç temel sütun üzerine kuruludur: boşanma yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesi, kusur dengesinde daha ağır kusurlu olmama ve karşı tarafın mali gücü.

Yoksulluğa Düşme Kavramının Hukuki Çerçevesi

Hukuk sistemimizde yoksulluk, açlık sınırında yaşamakla sınırlı bir kavram değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre yoksulluk; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım ve kültür gibi temel gereksinimleri kendi imkanlarıyla karşılayamama durumunu ifade eder. Boşanma gerçekleşmeseydi sahip olunacak yaşam standardından mahrum kalmak ve bu mahrumiyetin asgari geçim koşullarının altına inmesi yoksulluğa düşme olarak nitelendirilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/5472 E., 2025/2606 K. sayılı İlam

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir. Bu şart somut olayda gerçekleşmediği takdirde nafaka talebi reddedilmelidir.

Düzenli ve sürekli geliri bulunan eşin yoksulluğa düşmeyeceği kabul edilerek nafaka talebi reddedilebilir. Mahkemeler özellikle emekli maaşı, devlet memurluğu, esnaflık geliri gibi sürekli kaynaklara sahip eşler bakımından titiz bir inceleme yapmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/4312 E., 2025/1380 K. sayılı İlam

Davacı kadının emekli olduğu, düzenli bir gelirinin bulunduğu ve boşanma ile yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmıştır. Bu halde TMK'nın 175. maddesi koşullarının kadın yararına oluşmadığının kabulü gerekir. Davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

Kusur Dengesi: Daha Ağır Kusurlu Eş Nafaka Alamaz

Yoksulluk nafakasının en belirleyici unsuru kusur kriteridir. TMK m. 175 uyarınca nafaka talep eden eşin kusurunun, diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. Eşit kusur ve daha az kusur halinde nafaka talep edilebilirken; ağır kusurlu veya tam kusurlu olan eşin nafaka talebi, yoksulluğa düşecek olsa dahi reddedilir. Buna karşın nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz; mali gücü olduğu sürece nafaka ödemekle yükümlüdür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2012/26005 E., 2013/23516 K. sayılı İlam

Boşanma sebebiyle yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep edenin boşanmada daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğu sabit olduğuna göre, lehine yoksulluk nafakası hükmedilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/21408 E., 2015/6293 K. sayılı İlam

Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davalı ağırlıklı olarak kusurlu kabul edildiğine göre, davalı lehine yoksulluk nafakası takdiri usul ve yasaya aykırıdır.

Mali Durum Araştırması ve Hakkaniyet İlkesi (TMK m. 4)

Yoksulluk nafakası miktarının tayini, hakimin geniş takdir yetkisine sahip olduğu bir alandır. Ancak bu yetki sınırsız değildir; hukuka, hakkaniyete ve tarafların somut ekonomik gerçekliğine dayanmak zorundadır. Mahkeme; tarafların maaşlarını, taşınmazlarını, yan gelirlerini, yaşam standartlarını ve günün ekonomik koşullarını bütüncül biçimde değerlendirir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/8208 E., 2023/5666 K. sayılı İlam

Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve günün ekonomik koşullarına göre, kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası az bulunmuştur. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un hakkaniyet ilkesini düzenleyen 4. maddesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/17850 E., 2016/2791 K. sayılı İlam

Tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile nafakanın niteliği nazara alındığında takdir edilen yoksulluk nafakası yüksek bulunmuş; TMK m. 4'te vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği tespit edilmiştir. Davacının sınırlı emekli maaşına karşılık kira ödemesi, davalının ise daha yüksek emekli maaşı yanında oğluna ait konutta oturması ve yazlığının bulunması göz önünde tutularak miktar yeniden değerlendirilmelidir.

Yoksulluk Nafakasının Sona Ermesi ve Kaldırılması (TMK m. 176)

Yoksulluk nafakası kural olarak süresiz nitelikte olmakla birlikte, "ömür boyu mutlak ödeme" anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi, nafakanın hangi durumlarda kendiliğinden sona ereceğini ve hangi hallerde mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini açıkça düzenlemiştir.

Kendiliğinden Sona Erme Halleri

Aşağıdaki durumlarda nafaka herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın hukuken sona erer: nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ve taraflardan birinin (alacaklı veya borçlu) ölümü. Nafaka kişiye bağlı bir hak olduğundan ölüm halinde mirasçılara intikal etmez; yalnızca birikmiş ve muaccel olmuş nafaka borçları terekeden istenebilir.

Mahkeme Kararıyla Kaldırılma Halleri

Bu hallerin ispatı için ayrı bir dava açılması gerekir: nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın bir başkasıyla fiilen evliymiş gibi yaşaması, alacaklının mali durumunda yoksulluğu ortadan kaldıracak köklü bir iyileşme meydana gelmesi (yüksek gelirli işe girme, miras yoluyla servet edinme vb.) ve alacaklının haysiyetsiz yaşam tarzı sürmesi. Bu hallerin somut delillerle ispatı zorunludur; soyut iddialar nafakanın kaldırılması için yeterli kabul edilmez.

İştirak Nafakası: Çocuğun Üstün Yararı ve Velayet Hakkı (TMK m. 182)

İştirak nafakası, boşanma veya ayrılık kararı sonrasında velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım, eğitim ve sağlık giderlerine mali gücü oranında yaptığı katkıyı ifade eder. Çocuğun üstün yararı ilkesinin somutlaştığı bu nafaka türü, talep edilmese dahi hakim tarafından re'sen dikkate alınması gereken bir kamu düzeni meselesidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/16123 E., 2017/15627 K. sayılı İlam

TMK m. 182/2 uyarınca velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. İştirak nafakası takdir edilirken velayet kendisine bırakılmış olan tarafın bu görev nedeniyle harcadığı emek ile üstlendiği sorumlulukların karşılığı olan olağan harcamalar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Nafakanın Belirlenmesinde Çocuğun İhtiyaçları

İştirak nafakasının miktarı belirlenirken çocuğun yaşı, eğitim düzeyi, sağlık durumu ve aile birliği devam ederken alıştığı yaşam standardı esas alınır. Çocuğun özel okulda eğitim görmesi, süreklilik arz eden tedavi gerektiren bir sağlık sorunu bulunması veya sportif ya da sanatsal faaliyetlere düzenli olarak katılması gibi olağan dışı giderler, nafaka borçlusunun mali gücünün el verdiği ölçüde tazminat tutarına yansıtılır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2012/21562 E., 2012/24399 K. sayılı İlam

İştirak nafakasının; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak, ana ve babanın mali durumları da gözetilerek takdir edilmesi gerekir.

Reşit Olan Çocuk ve Eğitim (Yardım) Nafakasına Geçiş

Çocuk 18 yaşını doldurarak ergin (reşit) olduğunda iştirak nafakası kanun gereği son bulur. Ancak çocuğun eğitim hayatı devam ediyorsa, TMK m. 328/2 ve m. 364 uyarınca bizzat kendisi tarafından açılacak bir dava ile yardım nafakası talep edilebilir. Bu nafaka, üniversite eğitimi, yüksek lisans veya mesleki eğitim süresince çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlar.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2013/10123 E., 2013/11647 K. sayılı İlam

Davacı dava tarihi itibariyle reşittir. Yasa gereği iştirak nafakası son bulmuştur ve artırılması istenebilecek bir iştirak nafakası bulunmamaktadır. Hakim, davanın hukuki nitelendirmesini doğru yapmak ve TMK m. 364/1 uyarınca yoksul durumda olan reşit çocuğun babasından yardım nafakası talep edebileceğini gözetmek zorundadır.

Yardım Nafakası: Aile İçi Maddi Dayanışma (TMK m. 364)

Yardım nafakası, iştirak ve yoksulluk nafakasından farklı olarak daha geniş bir akrabalık çevresini kapsayan, sosyal devlet ilkesinin aile hukuku düzlemindeki yansımasıdır. TMK m. 364 uyarınca herkes; yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyuna (anne, baba, büyükanne, büyükbaba), altsoyuna (çocuklar, torunlar) ve refah içindeki kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/13271 E., 2015/20763 K. sayılı İlam

Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu, altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım ve eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu olan harcamaları karşılayacak geliri olmayanlar yoksul kabul edilir. Nafaka miktarı, yükümlünün mali gücü ile talep edenin ihtiyacı arasında makul bir denge gözetilerek belirlenmelidir.

Yardım nafakasında kusur şartı aranmaz. Nafaka talep edenin kendi kusuruyla muhtaç duruma düşmüş olması, karşı tarafın yardım yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz; ancak hakim, nafaka miktarını belirlerken bu durumu hakkaniyet kapsamında değerlendirebilir. Diğer yandan nafaka borçlusunu ödeme güçlüğüne sürükleyecek miktarda nafakaya hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır.

Nafaka Davası Nasıl Açılır? Usul, Yetki ve Zamanaşımı

Nafaka haklarının maddi hukuk düzleminde kazanılması kadar, bu hakların usul kurallarına uygun şekilde talep edilmesi de hayati önem taşır. Usuli bir hata, haklı bir davanın esastan reddedilmesine yol açabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nafaka taleplerinde görevli mahkeme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca Aile Mahkemeleridir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalar Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından "Aile Mahkemesi sıfatıyla" görülür. Antalya Adliyesi'nde Aile Mahkemeleri bulunduğundan, Antalya'da açılacak nafaka davaları doğrudan bu mahkemelerde görülmektedir.

Yetki bakımından TMK m. 177, "Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir" hükmünü içerir. Bu düzenleme, nafaka alacaklısı lehine getirilmiş bir özel yetki kuralıdır ve ekonomik olarak güçsüz tarafın yargılama masraflarını ve ulaşım yükünü azaltmaya yöneliktir.

Boşanma Sonrası Bir Yıllık Zamanaşımı (TMK m. 178)

Boşanma davası sırasında talep edilmemiş yoksulluk nafakası, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile talep edilebilir. TMK m. 178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2013/3807 E., 2013/4556 K. sayılı İlam

Yoksulluk nafakası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra hüküm ifade eden, boşanmaya bağlı fer'i bir haktır. Yoksulluk nafakasının boşanmadan sonra talep edilemeyeceğine ilişkin yasada bir hüküm bulunmamaktadır. TMK m. 175 kapsamında boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer tarafın mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği hükme bağlanmıştır.

Boşanma davasında nafaka talep edilmemiş olması, bu haktan feragat anlamına gelmez. Açık ve yazılı bir feragat beyanı yoksa, kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde bağımsız nafaka davası açılabilir. Bu sürenin geçirilmesi ve karşı tarafın zamanaşımı def'inde bulunması davanın reddine yol açar.

Nafakanın Uyarlanması: Artırım, Azaltım ve Kaldırma (TMK m. 331)

Nafaka miktarı bir kez belirlendikten sonra sonsuza kadar sabit kalmaz. Ekonomik koşulların değişmesi, paranın alım gücünün düşmesi, çocuğun büyümesiyle artan giderler veya tarafların gelirlerindeki olağanüstü değişimler nafakanın uyarlanmasını zorunlu kılar. TMK m. 331 uyarınca durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/17412 E., 2016/2632 K. sayılı İlam

Davalının hisseli arsaları ile ölen babasından kalan zeytinlik ve meyve bahçesi gibi gelir getirici taşınmazları ekonomik değer ve gelir açısından incelenmeden hüküm kurulması eksik incelemedir. TMK m. 4'teki hakkaniyet ilkesi gözetilerek, çocuğun hayat standartlarını koruyacak şekilde ve davalının tüm gelirleri ayrıntılı olarak araştırılarak uygun nafaka miktarı belirlenmelidir.

Uyarlama davalarında ispat yükü, durumun değiştiğini iddia eden taraftadır. Mahkeme tarafların sosyal ve ekonomik durumunu (SED) kolluk araştırmasıyla tespit etse de bu inceleme çoğu zaman yüzeyseldir. Avukatın görevi, karşı tarafın gerçek mali gücünü ortaya koyacak delilleri (banka hesap hareketleri, tapu kayıtları, araç tescilleri, ticari faaliyet gelirleri) mahkeme dosyasına eksiksiz kazandırmaktır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2013/18681 E., 2014/4616 K. sayılı İlam

İştirak nafakasının artırılmaması için yasal bir neden bulunmadığı durumlarda, TMK m. 4'te vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktarda nafakanın artırılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesi hukuka aykırıdır.

Nafaka Alacaklarının İcra Yoluyla Tahsili

Mahkeme tarafından hükmedilen nafaka, borçlu tarafından rızaen ödenmediği takdirde icra takibi yoluyla tahsil edilir. Nafaka alacakları, İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamında imtiyazlı alacaklar arasında yer alır; bu nedenle borçlunun maaşında birden fazla haciz bulunsa bile nafaka alacağı ilk sırada karşılanır ve cari nafaka miktarı kadar maaş haczi mümkündür.

Tazyik Hapsi Yaptırımı (İİK m. 344)

Nafaka ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikayeti üzerine İcra Ceza Mahkemesi tarafından üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Bu yaptırımın uygulanabilmesi için takibin kesinleşmiş olması, ödeme emrinin tebliğ edilmiş olması ve şikayet tarihinden geriye dönük en fazla üç aylık nafaka borcunun bulunması gerekir.

Süreç Yasal Dayanak Önemli Süre / Şart
Boşanma sonrası nafaka davası TMK m. 178 Kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde
Yetkili mahkeme TMK m. 177 Nafaka alacaklısının yerleşim yeri Aile Mahkemesi
Nafakanın uyarlanması TMK m. 331 Durumun değişmesi şartına bağlı
Tazyik hapsi şikayeti İİK m. 344 Geriye dönük en fazla 3 aylık borç

Nafaka Davaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davası açıldığında nafaka için ayrıca talep gerekli midir?

Tedbir nafakası bakımından ayrı bir talep şart değildir. TMK m. 169 uyarınca hakim, boşanma davasının devamı süresince eşin ve çocukların geçimini sağlamak amacıyla gerekli geçici önlemleri re'sen alır. Ancak yoksulluk ve iştirak nafakası bakımından açık talep edilmesi tavsiye edilir; özellikle yoksulluk nafakası bakımından mahkemeden açıkça istenmesi davanın seyri açısından önemlidir.

Tam kusurlu eş yoksulluk nafakası talep edebilir mi?

Hayır. TMK m. 175 uyarınca yoksulluk nafakası talep eden eşin kusuru, diğer eşten "daha ağır" olmamalıdır. Eşit kusur ve daha az kusur halinde nafaka talep edilebilir; ancak ağır kusurlu veya tam kusurlu olan eşin nafaka talebi, yoksulluğa düşecek olsa dahi reddedilir. Karşı tarafın kusurunun bulunması ise nafaka için şart değildir.

Düzenli geliri olan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?

Kural olarak hayır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre düzenli ve sürekli geliri bulunan, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmeyecek olan eşin yoksulluk nafakası talebi reddedilir. Emekli maaşı, kadrolu memuriyet veya sürekli ticari gelir gibi kaynaklar bu kapsamda değerlendirilir. Ancak gelirin temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğu durumlarda hakim takdir hakkını kullanabilir.

Çocuk 18 yaşını doldurunca iştirak nafakası ne olur?

İştirak nafakası, çocuğun ergin olmasıyla kanun gereği son bulur. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, TMK m. 328/2 ve m. 364 uyarınca bizzat çocuk tarafından açılacak bir dava ile yardım nafakası (eğitim nafakası) talep edilebilir. Üniversite, yüksek lisans veya mesleki eğitim sürecindeki çocuk, kendi geçimini sağlayacak yeterli geliri yoksa anne ve babasından yardım nafakası isteyebilir.

Boşanma davasında nafaka istemedim, sonradan açabilir miyim?

Evet, bağımsız bir dava ile talep edebilirsiniz. Ancak TMK m. 178 uyarınca boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde dava açılması zorunludur; bu süre hak düşürücü değil zamanaşımı niteliğindedir ancak karşı tarafın zamanaşımı def'inde bulunması halinde dava reddedilir. Davayı kendi yerleşim yerinizdeki Aile Mahkemesinde açabilirsiniz.

Nafaka miktarı zamanla artırılabilir mi?

Evet. TMK m. 331 uyarınca durumun değişmesi halinde nafaka miktarı yeniden belirlenebilir. Enflasyon, çocuğun büyümesiyle artan eğitim ve sağlık giderleri, nafaka borçlusunun gelirinde meydana gelen olağanüstü artış uyarlama davası için geçerli sebeplerdir. Mahkeme TÜFE/ÜFE oranlarını dikkate alabileceği gibi, somut ihtiyaçlara göre endeksin üzerinde de artışa hükmedebilir.

Nafakasını ödemeyen kişi hapis cezasıyla karşılaşır mı?

Evet. İİK m. 344 uyarınca, kesinleşmiş icra takibinde nafaka borcunu ödemeyen kişi hakkında alacaklının şikayeti üzerine İcra Ceza Mahkemesi tarafından üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Şikayet, geriye dönük en fazla üç aylık nafaka borcu için yapılabilir. Borç ödendiğinde tazyik hapsi sona erer.

Nafaka davaları, geniş kapsamlı aile hukuku uyuşmazlıklarının bir parçasıdır; konunun bütüncül hukuki çerçevesine Antalya aile hukuku avukatı hizmet sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Yasal Uyarı Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımamaktadır. Nafaka davalarının her biri tarafların kişisel, ekonomik ve sosyal koşullarına göre kendine özgü hukuki değerlendirme gerektirdiğinden somut uyuşmazlıklarda mutlaka alanında uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilir. Makalede yer alan Yargıtay kararları bilgilendirme amaçlıdır; güncel içtihat değişiklikleri nedeniyle farklılık gösterebilir.
whatsapp telegram