Tahliye taahhütnamesi, kiracının kiralanan taşınmazı belirli bir tarihte boşaltma borcunu kayıtsız şartsız üstlendiği, tek taraflı yazılı bir irade beyanıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 352 hükmü uyarınca yazılı şekilde yapılması bir geçerlilik şartıdır; sözlü taahhüt hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
Bu rehberde Antalya'da tahliye taahhütnamesinin geçerlilik kriterleri, adi yazılı ve noter onaylı belgeler arasındaki ispat gücü farkı, icra takibinde imza inkarı prosedürü, beyaza imza meselesi, ispat külfetinin tarafları, bilirkişi incelemesi süreci ve haksız imza itirazının mali yaptırımları, güncel Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ışığında kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.
Tahliye Taahhütnamesinin Hukuki Niteliği ve Geçerlilik Şartları
Tahliye taahhütnamesi, kira sözleşmesinin feshini önceden kararlaştırılan bir tarihe bağlayan, kiracının tek taraflı borç vaadi niteliğindeki yazılı belgedir. Geçerli bir taahhüdün varlığı için belgenin yazılı olması, kiracı tarafından imzalanması, kiralananın tesliminden sonra düzenlenmesi ve taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icra takibi ya da tahliye davası başlatılması şartlarının kümülatif biçimde gerçekleşmesi gerekir.
Tahliye taahhütnamesi; kiracının, kiralanan taşınmazı belirli bir tarihte boşaltıp kiraya verene teslim edeceğini yazılı olarak beyan ettiği, kira sözleşmesinden bağımsız ve özgün bir tahliye sebebi oluşturan tek taraflı borçlandırıcı işlemdir. Bu belge, mülkiyet hakkı ile barınma hakkı arasındaki dengenin sözleşme özgürlüğü çerçevesinde kurulmasını sağlayan icra kabiliyetli bir hukuki araçtır.
TBK m. 352 ve Yazılılık Şartı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesinin birinci fıkrası, tahliye taahhüdünün geçerliliğini her şeyden önce yazılı olma şartına bağlamıştır. Burada söz konusu olan yazılılık bir ispat şartı değil, bir sıhhat (geçerlilik) şartıdır; dolayısıyla şifahi olarak verilen bir tahliye sözü, ne kadar tanıkla desteklenirse desteklensin hukuki sonuç doğurmaz. Yazılı metnin içerisinde kiracının kimlik bilgileri, kiralanan taşınmazın adresi, tahliye edileceğine dair kayıtsız şartsız irade beyanı ve tahliye tarihinin açıkça yer alması zorunludur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 01.06.2017 tarihli, 2017/1099 E., 2017/1114 K. sayılı İlamKarar, TBK m. 352/1 uyarınca tahliye taahhüdünün geçerlilik koşullarını dört unsurda toplamıştır: yazılı olması, taahhüdün kiracı tarafından verilmiş olması, kiralananın teslim edilmesinden sonra düzenlenmesi ve taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde icra takibi ya da dava açılması. Bu şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi, taahhüdün icra edilebilirliği için zorunludur.
Tanzim Tarihi ve Serbest İrade İlişkisi
Tahliye taahhütnamesinin geçerli olabilmesi için kira sözleşmesinin kurulmasından ve kiralananın kiracıya teslim edilmesinden sonraki bir tarihte verilmiş olması şarttır. Kira sözleşmesi ile aynı gün imzalanan bir taahhüt, kiracının taşınmazı kiralayabilmek için bu belgeyi imzalamak zorunda kaldığı varsayımıyla baskı altında verilmiş sayılır ve bu durum taahhüdü geçersiz kılar. Ancak uygulamada kiracıların sıkça başvurduğu "boş kağıda imza attım, tarih sonradan dolduruldu" iddiası, yargı nezdinde "beyaza imza" doktrini çerçevesinde değerlendirilir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 07.11.2024 tarihli, 2023/1966 E., 2024/2204 K. sayılı İlamKarar, taahhüdün boş olarak verilmesi halinde davalının belgeyi imzalamakla boş olan kısmın ne şekilde doldurulacağını peşinen kabul etmiş, kiraya verene istediği tarihi yazma yetkisi vermiş olduğundan bunun sonucuna katlanmak zorunda olduğunu hükme bağlamıştır. Kiracı, belgenin kendi iradesi dışında doldurulduğunu ancak aynı kuvvette yazılı bir delille ispatlayabilir; tanık beyanı bu iddianın ispatına yeterli görülmemektedir.
İmzanın Hukuki Bağlayıcılığı
İmza, taahhüdün anlaşılır biçimde dış dünyaya yansımasını sağlayan ve sahibini bağlayan en temel unsurdur. İster adi yazılı ister noterlikçe düzenlenmiş olsun, metnin altındaki imzanın kiracıya ya da yetkili temsilcisine ait olması dokunulmaz bir kuraldır. Antalya Sulh Hukuk Mahkemeleri'nde görülen tahliye uyuşmazlıklarında bu ilke, sözleşme serbestisi ve hukuki güvenliğin somut tezahürü olarak titizlikle uygulanmaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi, 06.11.2024 tarihli, 2023/2466 E., 2024/2665 K. sayılı İlamAtılan imzanın imza sahibi kiracıyı bağlayacağı, tahliye taahhüdünü içeren belgedeki tarihlerin sonradan doldurulduğu yolundaki itiraza itibar edilemeyeceği vurgulanmıştır. Belgenin fiziksel olarak sonradan tamamlanması, hukuki geçerliliği sakatlamaz; serbest irade beyanı, imzanın atıldığı andaki rıza ile sabitlenmiş kabul edilir.
Adi Yazılı ve Noter Onaylı Taahhütname Arasındaki Temel Farklar
Tahliye taahhütnameleri tanzim ediliş biçimlerine göre adi yazılı ve noterlikçe düzenlenen ya da onaylanan olmak üzere ikiye ayrılır. Bu ayrım, özellikle icra takibi aşamasında ve olası bir imza inkarı durumunda ispat yükü ile mahkemenin yetkisi bakımından sürecin kaderini belirleyen sonuçlar doğurur. Antalya İcra Hukuk Mahkemeleri'nde görülen davalarda bu ayrımın taraflar üzerindeki etkisi, ispat sürecinin ne kadar süreceğini ve hangi mahkemenin yetkili olacağını doğrudan etkilemektedir.
Adi Yazılı Taahhütname
Adi yazılı bir tahliye taahhüdü, tarafların kendi aralarında imzaladığı, herhangi bir resmi merci onayı içermeyen belgedir. İcra takibine konu edildiğinde kiracının imzaya itiraz etmesi halinde takibin durmasına yol açar. İcra mahkemesi, dar yetkili olması nedeniyle adi belgedeki imzayı incelettirme yetkisine sahip değildir; bu durumda kiralayan, imzanın aidiyetini ispatlamak amacıyla genel mahkemelerde dava açmak zorunda kalır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 10.04.2013 tarihli, 2013/5180 E., 2013/6520 K. sayılı İlamKiralayan davacı adi yazılı tahliye taahhüdüne dayandığında, kiracı davalı da bu adi yazılı tahliye taahhüdündeki imzasını açıkça inkar ettiğinde icra mahkemesinin inkar edilen imzayı incelettirme yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle kiralayanın genel mahkemede dava açması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Noterlikçe Düzenlenen Taahhütname
Noterlikçe re'sen düzenlenen ya da imzası noter tarafından onaylanan tahliye taahhütnameleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca resmi belge hükmündedir. Bu belgelerin sahteliği ispatlanana kadar kesin delil sayılmaları, kiralayana çok daha güçlü bir hukuki koruma sunar. Antalya'daki noterler önünde düzenlenen taahhütnameler, gayrimenkul yoğun bölge yapısı nedeniyle kira hukuku uyuşmazlıklarında sıklıkla tercih edilen bir araçtır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 24.01.2012 tarihli, 2011/12397 E., 2012/620 K. sayılı İlamİcra İflas Kanunu m. 275/2 uyarınca tahliye taahhüdü noterlikçe re'sen düzenlenmiş bir belgeye dayanıyorsa kiracının bu belgenin aksini aynı kuvvet ve mahiyette bir belgeyle kanıtlaması gerektiği, basit itirazların icra takibini durdurmaya yetmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Noterlikçe düzenlenen taahhütnamelerde ispat yükü tamamen yer değiştirerek itiraz eden kiracının üzerine biner. Ayrıca bu belgelerde "düzenleme şeklinde" olma niteliği gereği, davalının kiracılık sıfatına yönelik itirazları da dinlenemez (Yargıtay 6. HD, 24.03.2016 tarihli, 2015/7199 E., 2016/2363 K. sayılı İlam).
| Karşılaştırma Kriteri | Adi Yazılı Taahhütname | Noter Onaylı / Düzenlemeli Taahhütname |
|---|---|---|
| İspat Gücü | Sınırlı; itiraz halinde takip durur | Resmi belge; aksi aynı kuvvette belgeyle ispatlanır |
| İmza İnkarı Etkisi | İcra mahkemesi imza incelettiremez; genel mahkemeye yönlendirilir | İtiraz takibi durdurmaz; süreç işletilmeye devam eder |
| İspat Yükü | Kiralayanda (imzanın aidiyetini kanıtlamalıdır) | Kiracıda (resmi belgenin aksini ispatlamalıdır) |
| Yargılama Süreci | Bilirkişi incelemesi gerektirir, uzayabilir | Hızlı; kesin delil niteliğindedir |
| Kiracılık Sıfatı İtirazı | Tartışılabilir | Düzenleme şeklinde belgelerde dinlenmez |
| Hukuki Dayanak | TBK m. 352 + HMK m. 200-201 | TBK m. 352 + İİK m. 275/2 |
İcra Takibinde İmza İnkarı ve İİK m. 62/5 Prosedürü
Tahliye taahhütnamesine dayalı icra takiplerinde kiracının savunma mekanizmalarının başında imza inkarı gelir. Ancak imza inkarı, sıradan bir itirazın ötesinde, spesifik bir irade beyanı ile yapılması gereken teknik bir hukuki vakıadır. Usulüne uygun yapılmayan inkar, belgenin zımnen kabulü anlamına gelir ve kiracının savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirir.
"Ayrıca ve Açıkça" Beyan Şartı
İcra ve İflas Kanunu m. 62/5 hükmü, borçlunun takibe dayanak teşkil eden senet veya belge altındaki imzayı reddetmesi durumunda izlemesi gereken usulü kesin bir dille belirlemiştir. Buna göre kiracı, taahhütnamedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ediyorsa, bu itirazını ödeme emrine karşı süresi içinde yapacağı başvuruda "ayrıca ve açıkça" belirtmek zorundadır. Sadece "borca itiraz ediyorum" ya da "tahliye talebi haksızdır" şeklindeki genel ifadeler, imzanın kabul edildiği karinesini doğurur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 25.03.2013 tarihli, 2013/3233 E., 2013/5197 K. sayılı İlamİcra İflas Yasası'nın 62/5 maddesi hükmü gereğince borçlu, takibin dayanağı senet altındaki imzasını reddediyorsa bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmesi gerekir; aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Bu içtihat, imza inkarının usulüne uygun yapılmamasının belgenin sıhhatinin zımnen kabulü anlamına geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Kiracının takibe itiraz etmiş olmasına rağmen taahhütnamedeki imzasına açıkça karşı çıkmaması durumunda, taahhütname geçerli kabul edilir ve süreç kiralayan lehine hızla ilerler. Bu nedenle Antalya'da faaliyet gösteren avukatlar, ödeme emrine itiraz dilekçelerinde imza inkarının özel bir başlık altında ve açık bir dille yer almasına özel önem verir.
Beyaza İmza Doktrini
Uygulamada kiracıların en sık başvurduğu savunmalardan biri, taahhütnamenin imza anında boş olduğu, tarihlerin ya da diğer kısımların sonradan kiralayan tarafından doldurulduğu iddiasıdır. Beyaza imza olarak adlandırılan bu durum, imza sahibinin imzaladığı boş kağıdın üzerinin anlaşmaya uygun olarak doldurulacağı yönünde karşı tarafa güven ve yetki verdiği esasına dayanır. Yerleşik yargı kararları, boş bir belgeye imza atan kişinin bu belgenin sonradan doldurulmasının hukuki sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu kabul etmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 21.02.2023 tarihli, 2022/8307 E., 2023/168 K. sayılı İlamKarar, kiracı tarafından tarih yazılmadan boş kağıda beyaza imza atılması halinde, boş kağıdın üzerinin kiraya veren tarafından nasıl ve ne şekilde doldurulacağının imza eden kiracı tarafından peşinen kabul edildiği sonucuna varmaktadır. Belgenin taraflar arasındaki asıl anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası ancak HMK m. 200 ve 201 uyarınca yazılı delille ispatlanabilir; tanık beyanı yeterli değildir.
İmza İtirazının Takibi Durdurma Etkisi
Süresi içinde ve usulüne uygun (ayrıca ve açıkça) yapılan imza itirazı, takibi kendiliğinden durdurur. Bu noktada belgenin niteliği büyük önem kazanır: takibin dayanağı belge noterlikçe düzenlenmiş ya da onaylanmış değilse, kiralayanın bu itirazı bertaraf etmek için icra hukuk mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ya da genel mahkemelerden itirazın iptalini talep etmesi gerekir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 59. Hukuk Dairesi, 20.11.2024 tarihli, 2024/889 E., 2024/1203 K. sayılı İlamNoterlikçe re'sen tanzim edilmiş veya tarih ve imzası tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir belgeye dayanmadıkça, tahliye taahhüdündeki imza ve tahliye tarihine itiraz edilmesi halinde icra mahkemesinden kiralananın tahliyesinin istenemeyeceği vurgulanmıştır. Bu durum, adi yazılı belgelerdeki imza şaibelerinin tam teşekküllü bir yargılama ile çözülmesini zorunlu kılar.
Yargılama Sürecinde İspat Külfeti ve Bilirkişi İncelemesi
İmza inkarı, yargılama sürecini salt bir usul hukuku meselesinden çıkarıp teknik bir ispat mecrasına taşır. Bu aşamada uyuşmazlığın çözümü için maddi gerçekliğin ortaya çıkarılması zorunluluğu, hem HMK hem de İİK hükümlerinin titizlikle uygulanmasını gerektirir. İmza inkarı, kiralayanın elindeki adi yazılı belgenin ispat gücünü geçici olarak askıya alır ve ispat yükümlülüğünün taraflar arasındaki dengesini kökten değiştirir.
İspat Yükünün Kiralayana Geçmesi
Adi bir belgedeki imzanın inkar edilmesi durumunda, o belgenin sahteliği iddia edilmiş sayılır ve belgenin aidiyetini ispat külfeti ona dayanan tarafa yüklenir. Tahliye uyuşmazlıklarında bu durum, kiralayanın sunduğu taahhütnamedeki imzanın bizzat kiracının eli mahsulü olduğunu kanıtlama zorunluluğu altına girmesi anlamına gelir. Mahkemenin ispat yükünü kiracıya yüklemesi, usul hukukunun temel prensiplerine aykırılık teşkil eder ve bozma sebebi sayılır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 27.06.2013 tarihli, 2012/16860 E., 2013/11230 K. sayılı İlamDavanın niteliği itibariyle imzanın kiracıya ait olduğunu kanıtlama yükünün davacı kiraya verene ait olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Karar, ispat yükünün yanlış tarafa yüklenmesinin temyiz incelemesinde bozma nedeni olduğunu ortaya koymaktadır.
HMK m. 211 — Kademeli İnceleme Usulü
İspat sürecinin usulü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 211 çerçevesinde kademeli bir yapı arz eder. İmza inkarı durumunda mahkeme doğrudan bilirkişi incelemesine gitmeden önce belirli usuli adımları takip etmek zorundadır: önce tarafın isticvabı, ardından huzurda yazı ve imza alınması, ancak bu adımlar yeterli kanaat oluşturmazsa uzman bilirkişi incelemesine başvurulması gerekir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 01.04.2013 tarihli, 2013/3149 E., 2013/5801 K. sayılı İlamHâkimin, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememesi halinde, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu sıralı inceleme, yargılamanın etkinliği kadar tarafların hak arama hürriyetinin korunması açısından da kritik öneme sahiptir.
Mukayese İmza Örnekleri ve Belge Aslı Zorunluluğu
Bilirkişi incelemesinin teknik başarısı, karşılaştırmaya esas alınacak mukayese imza örneklerinin niteliği ve niceliği ile doğrudan ilintilidir. Mahkemenin tapu müdürlükleri, bankalar, noterlikler, nüfus müdürlükleri veya kiracının daha önce taraf olduğu mahkeme dosyalarındaki imza asıllarını celp etmesi zorunludur. Özellikle taahhütname tarihine yakın zaman diliminde atılmış imzalar, yaşlanma ya da el titremesi gibi faktörlerin elenmesi adına birincil önemdedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 06.02.2012 tarihli, 2011/13420 E., 2012/1505 K. sayılı İlamFotokopi belgelerde imza ve yazıların teşhis kriterlerinden olan işleklik derecesi, hız ve baskı derecesi gibi unsurların kayba uğradığı gerekçesiyle imza incelemesinin mutlaka belge aslı üzerinden yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Belge aslının dosyaya sunulamaması durumunda, kiralayanın ispat yükünü yerine getiremediği kabul edilerek davanın reddi gerekir.
Mahkeme huzurunda alınan istikşafi imzalar tek başına yeterli değildir. İmza inkarında bulunan kişi, bilinçli olarak imzasını değiştirme ya da taklit etme eğilimi gösterebilir. Bu nedenle teknik incelemenin, kiracının resmi kurumlardaki istikrar kazanmış imza örnekleri üzerinden uzman bilirkişi marifetiyle yürütülmesi şarttır (Yargıtay 6. HD, 21.02.2011 tarihli, 2010/10951 E., 2011/1687 K. sayılı İlam).
Haksız İmza İtirazının Mali Sonuçları ve Cezai Yaptırımlar
İmza inkarının haksız ya da kötü niyetli kullanımı hukuk düzeni tarafından korunmaz. İcra ve İflas Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde, gerçeğe aykırı imza itirazlarının ağır mali sonuçları ve usul ekonomisini zedeleyen tutumların yaptırımları bulunur. Bu yaptırımlar, kiracının sırf süreci uzatmak amacıyla yaptığı asılsız itirazların caydırıcılığını artırmayı hedefler.
İcra İnkar Tazminatı ve Para Cezası
İİK m. 68/7 hükmü uyarınca, itirazın kaldırılması davasında borçlunun imza itirazı haksız çıkarsa, mahkemece borçlu aleyhine reddolunan kısmın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve ayrıca dava konusu değerin yüzde onu oranında para cezasına hükmedilir. Bu yaptırımlar, kiracının yargı sistemini fuzuli yere meşgul etmesini önlemeye yöneliktir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.05.2011 tarihli, 2011/289 E., 2011/335 K. sayılı İlamKarar, imzanın aidiyetinin yargı kararıyla belirlenmesi durumunda taraflar arasındaki tüm hukuki ilişkiyi bağlayan kesin hüküm doğacağına işaret etmektedir. Bilirkişi raporuyla imzanın gerçekliği saptanmışsa, sonraki aşamalarda imzanın aidiyeti olgusunun yeniden tartışılmasına ve yeni bir bilirkişi raporu alınmasına gerek bulunmaz.
Dürüstlük Kuralı ve Çelişkili Beyan
Türk Medeni Kanunu m. 2 hükmünde düzenlenen dürüstlük kuralı, hakların kullanılmasında temel ilkedir. Tahliye taahhütnamesindeki imzasını bildiği halde inkar eden ya da beyaza imza atarak verdiği yetkiyi sonradan kötüye kullanan kiracının tutumu, hukuki güvenlik ilkesini zedeler. Mahkemeler, somut olayda kiracının istikrar arz etmeyen savunmalarını dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirip ispat yükünü ağırlaştırmaktadır.
Antalya gayrimenkul piyasasında turizm odaklı taşınmaz işletmeciliğinin yoğunluğu, kira hukuku uyuşmazlıklarının teknik karmaşıklığını da artırmaktadır. Mevsimlik kiralamaların ve uzun süreli ticari kiralamaların iç içe geçtiği bu yapı, tahliye taahhütnamelerinin doğru biçimde düzenlenmesini ve hukuki destek alınmasını her zamankinden daha kritik hale getirmektedir.
İmza inkarı, sadece bir savunma stratejisi olarak görülmemelidir. Bilimsel verilerle desteklenemeyen bir inkar; icra inkar tazminatı, para cezası, yargılama giderleri, bilirkişi ücreti ve nispi vekalet ücreti olarak ciddi mali yüklere dönüşür. Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin haksız çıkan kiracı üzerine bırakılması, taşınmazın yıllık kira bedeli üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücretiyle birleşince oldukça ağır bir mali sorumluluk oluşturur.
Tahliye Taahhütnamesi ve İmza İnkarı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tahliye taahhütnamesi kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanırsa geçerli olur mu?
Hayır. Tahliye taahhüdü, kira sözleşmesinin kurulmasından ve kiralananın kiracıya teslim edilmesinden sonraki bir tarihte verilmelidir. Aynı gün imzalanan taahhüt, kiracının taşınmazı kiralayabilmek için baskı altında imzaladığı varsayılır ve geçersiz sayılır. Ancak belge sonradan tarih atılarak düzenlenmişse beyaza imza doktrini uygulanır ve taahhüt geçerli kabul edilebilir.
Boş kağıda imza atılan tahliye taahhüdü hukuken bağlayıcı mıdır?
Evet. Beyaza imza doktrini uyarınca, boş bir kağıda imza atan kişi, kağıdın karşı tarafça anlaşmaya uygun biçimde doldurulmasını peşinen kabul etmiş sayılır. Belgenin asıl anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası, HMK m. 200 ve 201 uyarınca ancak yazılı delille ispatlanabilir; tanık beyanı bu iddianın ispatına yeterli değildir.
İcra takibinde imza itirazı nasıl yapılmalıdır?
İİK m. 62/5 hükmü uyarınca imza itirazı "ayrıca ve açıkça" yapılmalıdır. Sadece "borca itiraz ediyorum" gibi genel ifadeler imzanın kabul edildiği karinesini doğurur. İtiraz dilekçesinde imza inkarının özel bir başlık altında, kesin ve net bir dille belirtilmesi gerekir; aksi takdirde belge zımnen kabul edilmiş sayılır.
Adi yazılı tahliye taahhüdüne imza inkarı yapılırsa hangi mahkeme yetkilidir?
Adi yazılı belgelerde icra mahkemesi, dar yetkili olması nedeniyle imzayı incelettirme yetkisine sahip değildir. Bu durumda kiralayanın imzanın aidiyetini ispatlamak için sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açması gerekir. Yargılamada uzman bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılır.
Noter onaylı tahliye taahhüdüne nasıl itiraz edilir?
İİK m. 275/2 uyarınca, noterlikçe re'sen düzenlenmiş veya imzası onaylanmış bir tahliye taahhüdüne yapılan itiraz, ancak aynı kuvvet ve mahiyette bir resmi belge ile desteklenmek zorundadır. Basit imza itirazı icra takibini durdurmaz; resmi belgenin sahteliğinin ayrıca ispatlanması gerekir. Bu durum, ispat yükünü tamamen kiracının üzerine yükler.
Bilirkişi imza incelemesi nasıl yapılır ve hangi belgeler kullanılır?
İmza incelemesi, kiracının tapu, banka, noter, nüfus müdürlüğü gibi resmi kurumlardaki istikrar kazanmış imza örnekleri üzerinden yapılır. Mahkeme bu örnekleri celp eder ve fizik, grafoloji ile sahtecilik uzmanı bilirkişi marifetiyle karşılaştırma yaptırır. İnceleme mutlaka belge aslı üzerinden gerçekleştirilmelidir; fotokopi belgelerde işleklik derecesi, hız ve baskı kayba uğradığı için sağlıklı sonuç alınamaz.
Haksız imza itirazının kiracıya getirdiği yaptırımlar nelerdir?
İİK m. 68/7 uyarınca haksız imza itirazında bulunan kiracı, dava konusu değerin yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına ve yüzde onu oranında para cezasına mahkum edilir. Bunlara ek olarak yargılama giderleri, bilirkişi ücreti ve taşınmazın yıllık kira bedeli üzerinden hesaplanan nispi vekalet ücreti de kiracıya yüklenir.
İlgili dava türleri hakkında genel bilgilere tapu ve taşınmaz uyuşmazlıklarında hukuki süreç sayfasından ulaşılabilir.


