yandex

Rafet Aslan Hukuk Bürosu, birey ve şirketlere odaklı hukuki danışmanlık, dava ve tahkim süreçlerinde stratejik temsil ve kalıcı çözümler sunar.

Av. Rafet Aslan - Gayrimenkul, Ticaret ve Göçmenlik Hukuku

Munzam (Aşkın) Zarar Nedir? Enflasyon Farkı, İspat ve 7589 Sonrası Dava Rehberi (2026)

  • Anasayfa
  • Blog
  • Munzam (Aşkın) Zarar Nedir? Enflasyon Farkı, İspat ve 7589 Sonrası Dava Rehberi (2026)
Munzam (Aşkın) Zarar Nedir? Enflasyon Farkı, İspat ve 7589 Sonrası Dava Rehberi (2026)

Munzam zarar (yeni kanundaki adıyla aşkın zarar), para borcunu zamanında ödemeyen borçlunun, alacaklıya temerrüt faiziyle karşılanamayan zararı da ödemekle yükümlü olmasını ifade eder. Dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesidir. Gündelik dilde bu talep çoğu zaman “paranın değer kaybı” veya “enflasyon farkı” olarak dile getirilir.

Borçlu, temerrüde düşmekte hiçbir kusuru olmadığını ispat etmedikçe bu zarardan sorumludur. Ancak zararın nasıl ispat edileceği konusunda Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasında uzun süredir farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ise kanuni faiz oranını ve kısmi talep usulünü değiştirmiştir. Bu yazıda munzam zararın şartları, ispatı, hesaplanması ve 2026 itibarıyla güncel tablo ele alınmaktadır.

Munzam Zarar Nedir?

Munzam zarar, para borcunun geç ödenmesi nedeniyle alacaklının uğradığı ve temerrüt faiziyle karşılanamayan zarardır. Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesine göre alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramışsa borçlu, kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Aynı hüküm, zararın miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa hâkimin esas hakkında karar verirken bu zarara da hükmedebileceğini öngörür.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda aynı kurum 105. maddede “munzam zarar” adıyla düzenlenmişti. Yeni kanun “aşkın zarar” terimini kullanır; iki kavram aynı anlama gelir. Uygulamada ve yargı kararlarında her iki ifade de kullanılmaktadır.

Munzam zarar yalnızca para borçlarında söz konusu olur. Bir malın teslimi, bir işin yapılması veya bir tapu devri gibi para dışı edimlerin gecikmesinden doğan zararlar TBK m.122'ye değil, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümlere göre istenir.

Alacağımı Yıllar Sonra Tahsil Ettim, Enflasyon Farkı İsteyebilir miyim?

Alacağın yıllar sonra tahsil edilmesi, tek başına enflasyon farkı istenebileceği anlamına gelmez. Talebin hukuki karşılığı munzam zarar davasıdır ve bu davada kural, alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığını ortaya koymasıdır. Faizin enflasyonun gerisinde kaldığı dönemlerde bu soru, Türk hukukunda en çok tartışılan konulardan biri hâline gelmiştir.

Örneğin 2021–2023 yılları arasında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 36 ile yüzde 65 arasında seyretmiş, kanuni faiz ise bu oranların çok altında kalmıştır. Bu dönemde alacağını mahkeme kararıyla ve faiziyle birlikte tahsil eden pek çok alacaklı, eline geçen paranın reel değerinin alacağın doğduğu tarihteki değerin altında kaldığını görmüştür. Bu kayıp, temerrüt faiziyle değil, ancak munzam zarar talebiyle gündeme getirilebilir.

Talebin kabul edilip edilmeyeceği; borcun niteliğine, temerrüt tarihine, asıl davada hangi faize hükmedildiğine ve zararın hangi yöntemle ispat edildiğine bağlıdır. Asıl alacak davasında yapılan usul tercihleri, sonradan açılacak munzam zarar davasının kaderini doğrudan etkileyebilir.

Munzam Zararın Şartları Nelerdir?

Munzam zarar talebinin kabulü için beş şartın birlikte bulunması gerekir:

  • Para borcu: Borcun konusu bir miktar para olmalıdır.
  • Borçlunun temerrüdü: Muaccel borç, vadesinde veya ihtarla belirlenen sürede ödenmemiş olmalıdır.
  • Temerrüt faizini aşan zarar: Alacaklının zararı, işletilen temerrüt faizinden fazla olmalıdır.
  • Uygun illiyet bağı: Zarar, geç ödemenin olağan sonucu olmalıdır.
  • Borçlunun kusuru: Kusur karine olarak kabul edilir; kusursuz olduğunu ispat yükü borçludadır.

Temerrüt faizi için alacaklının herhangi bir zarar ispat etmesi gerekmez; borçlu kusursuz olduğunu ispat etse bile faizi öder. Munzam zararda ise durum farklıdır: borçlu kusursuzluğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulur, alacaklı ise faizi aşan bir zarar bulunduğunu ortaya koymak zorundadır.

TalepDayanakAlacaklı zarar ispat eder mi?Borçlu kusursuzluğu ispatla kurtulur mu?
Temerrüt faiziTBK m.120; 3095 sayılı KanunHayırHayır
Munzam (aşkın) zararTBK m.122Evet, faizi aşan zararın varlığınıEvet
Müspet zarar (sözleşmeye aykırılık)TBK m.112, m.125Evet, zararın tamamınıEvet

Munzam Zarar ile Müspet Zarar Arasındaki Fark Nedir?

Müspet zarar, sözleşme gereği gibi ifa edilseydi alacaklının malvarlığının ulaşacağı durum ile ifa edilmemesi sonucu ortaya çıkan durum arasındaki farktır ve her türlü borca aykırılıkta gündeme gelir. Munzam zarar ise yalnızca para borcunun gecikmeli ödenmesinden doğan ve faizin karşılamadığı kısmı kapsar.

Pratik fark şudur: Bir müteahhit konutu geç teslim ederse alacaklının kira kaybı gibi zararları müspet zarar veya gecikme tazminatı olarak istenir. Aynı müteahhit, fesih sonrası iade etmesi gereken satış bedelini yıllar sonra öderse, bu kez para borcunun gecikmesi söz konusudur ve faizi aşan kayıp munzam zarar olarak talep edilir. Kat karşılığı sözleşmelerde iki talebin birlikte gündeme geldiği durumlar kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde temerrüt ve fesih rehberinde ayrıca ele alınmıştır.

Munzam Zarar Nasıl İspat Edilir?

Munzam zararın ispatı, bu davaların sonucunu belirleyen asıl meseledir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2022 tarihli kararıyla benimsenen ve 6. Hukuk Dairesi dışındaki dairelerce izlenen yaklaşıma göre munzam zarar, enflasyon olgusundan bağımsız, alacaklıya özgü ve somut bir zarardır. Bu görüşe göre genel enflasyon tek başına yeterli değildir.

Somut ispat yaklaşımında alacaklıdan beklenen, geç ödeme nedeniyle şahsen uğradığı kaybı belgelemesidir. Bu kapsamda şu tür olgular ileri sürülür:

  • Alacak zamanında ödenmediği için yüksek faizli kredi kullanmak zorunda kalınması,
  • Alacak tahsil edilseydi yapılacak somut bir yatırımın veya alımın kaçırılması,
  • Alacaklının ticari faaliyeti gereği parayı belirli bir getiriyle değerlendirdiğinin kayıtlarla gösterilmesi,
  • Alacağın bir döviz veya taşınmaz alımına ayrıldığının ve bu alımın geciktiğinin belgelenmesi.

Buna karşılık Yargıtay 15. Hukuk Dairesi bir dönem, Anayasa Mahkemesi kararlarını gerekçe göstererek enflasyon, döviz kuru, mevduat ve devlet tahvili getirilerinin temerrüt faizini aştığı hâllerde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiğini benimsemiştir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 06.12.2018, E. 2018/3765, K. 2018/4907

Daire, munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği yönündeki önceki uygulamasından vazgeçmiş; enflasyon ve buna bağlı yatırım araçlarının getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması hâlinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar, Anayasa Mahkemesi'nin Caner Şafak kararında aktarılmıştır.

Bugün munzam zarar davasında ispat, davanın en zayıf halkasıdır. Aynı olayda hangi dairenin ve hangi yaklaşımın uygulanacağı sonucu doğrudan değiştirebildiği için delillerin dava açılmadan önce toplanması ve talebin buna göre kurgulanması belirleyicidir.

Anayasa Mahkemesi Munzam Zarar Hakkında Ne Dedi?

Anayasa Mahkemesi, 2025 yılında verdiği iki kararla alacağın enflasyon karşısında değer kaybını yapısal bir sorun olarak tespit etmiştir. Mahkemeye göre mevcut hukuk sisteminde özel hukuk kişileri arasındaki alacakların enflasyon nedeniyle uğradığı değer kaybını tazmin edecek etkili bir hukuk yolu bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Caner Şafak Başvurusu, B. No: 2024/41763, 08.07.2025 (RG 29.09.2025, Sayı 33032)

Başvurucu, teslim edilmeyen bir konut için kullandığı konut kredisi nedeniyle bankadan alacaklı olmuş, alacağını yaklaşık on yıl sonra faiziyle tahsil etmiş, ardından açtığı munzam zarar davası reddedilmiştir. Mahkeme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022 tarihli kararından sonra munzam zarar davasının enflasyon kaybını tazmin bakımından teorik düzeyde dahi başarı şansı sunmadığını değerlendirmiş; mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Pilot karar usulü işletilmiş, benzer başvuruların incelenmesi altı ay ertelenmiş ve kararın TBMM'ye bildirilmesine hükmedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, E. 2024/24, K. 2025/164, 22.07.2025 (RG 01.12.2025, Sayı 33094)

Mahkeme, yıllık yüzde on iki olarak belirlenen kanuni faiz oranını düzenleyen 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesini sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal etmiş; iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

Caner Şafak kararındaki somut olay, Antalya'da projeden konut satın alan alıcıların uyuşmazlıklarında da sık görülen bir tabloyu yansıtır. Başvurucunun ilk davasında talep ettiği faiz türüne hükmedilmemiş, bu husus temyiz edilmemiş; sonraki munzam zarar davasında ilk derece mahkemesi bu durumu da ret gerekçeleri arasında saymıştır. Asıl alacak davasında yapılan bir faiz tercihi, yıllar sonra açılan munzam zarar davasında aleyhe sonuç doğurabilir.

7589 Sayılı Kanun Munzam Zararı Nasıl Etkiledi?

31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun, munzam zararı düzenleyen TBK m.122'yi değiştirmemiştir. Kanun, munzam zarar davalarını iki noktadan dolaylı olarak etkiler: kanuni faiz oranı ve kısmi talep usulü.

Kanuni faiz: 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Faiz oranı sözleşmeyle belirlenmemişse kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanır. 30 Haziran'daki oran, 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde sekseni uygulanır. Böylece kanuni faiz, piyasa faizine bağlanmış ve sabit yüzde dokuz–yirmi dört aralığından çıkmıştır.

Bu değişikliğin pratik sonucu şudur: Kanuni faiz enflasyona ne kadar yaklaşırsa, faizin karşılamadığı ve munzam zarar olarak istenecek kısım o ölçüde daralır. Değişiklikten önceki dönemlere ilişkin değer kayıpları bakımından ise munzam zarar talebi önemini korumaktadır. Kanunun diğer değişiklikleri 7589 sayılı Kanun'un genel özetinde yer almaktadır.

7589 sayılı Kanun'da munzam zarara ilişkin olmayan hususlar

Kanunda “munzam zarar” veya “aşkın zarar” ifadesi geçmez; TBK m.122'ye bir hüküm eklenmemiştir. Anayasa Mahkemesi'nin Caner Şafak kararında işaret ettiği, alacağın enflasyon karşısındaki değer kaybına özgü ayrı bir giderim yolu da bu kanunla oluşturulmamıştır. Bu nedenle ispat tartışması, 2026 itibarıyla da yargı kararları üzerinden sürmektedir.

Munzam Zarar Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılabilir mi?

31.07.2026 tarihinden itibaren açılan davalarda belirsiz alacak davası yoluna başvurulamaz; 7589 sayılı Kanun, HMK m.107'yi yürürlükten kaldırmıştır. Geçiş hükmüne göre bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davalarında eski hüküm uygulanmaya devam eder.

Munzam zararın tutarı çoğu zaman bilirkişi incelemesi yapılmadan kesin olarak bilinemediğinden, bu davalar uygulamada sıklıkla belirsiz alacak davası olarak açılıyordu. Yeni dönemde başvurulacak yol kısmi davadır. 7589 sayılı Kanun'la HMK m.109'a eklenen fıkraya göre alacağın bir kısmı dava edilmişse talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sonuna kadar artırılabilir; artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Kısmi davada talep artırımı yalnızca bir kez yapılabilir. Bu nedenle artırımın zamanlaması ve tutarı, bilirkişi raporunun içeriği ve itiraz süreleri birlikte gözetilerek belirlenmelidir.

Munzam Zarar Nasıl Hesaplanır?

Munzam zararın hesaplanmasında tek bir resmî formül yoktur; hesap, mahkemenin benimsediği ispat yaklaşımına göre bilirkişi tarafından yapılır. Temel mantık, alacak zamanında ödenseydi alacaklının ulaşacağı durum ile fiilen ulaştığı durum arasındaki farktan, tahsil edilen temerrüt faizinin düşülmesidir.

  • Somut yöntem: Alacaklının ispat ettiği gerçek kayıp esas alınır; örneğin geç ödeme nedeniyle kullanılan kredinin faiz yükü veya kaçırılan alımın fiyat farkı.
  • Soyut (sepet) yöntem: TÜFE, döviz kurları, mevduat faizi, altın ve devlet tahvili gibi ekonomik verilerden oluşturulan bir sepetin getirisi hesaplanır; bu getiriden tahsil edilen temerrüt faizi düşülür.

Anayasa Mahkemesi'nin 3095 sayılı Kanun'a ilişkin kararındaki karşı oy gerekçesinde aktarılan Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13.01.2025 tarihli, E. 2024/3534, K. 2025/15 sayılı kararında, yüksek enflasyon dönemlerinde soyut yöntemin dikkate alınması, uzman bilirkişiden ekonomik unsurlara göre sepet hesabı alınması ve tahsil edilen temerrüt faizinin bu tutardan düşülmesi gerektiği belirtilmiştir. Diğer dairelerin somut ispat aradığı göz önüne alındığında, hesap yönteminin seçimi davanın sonucunu doğrudan etkiler.

Uzun Süren Davada Enflasyon Farkı Alınabilir mi?

Uzun süren bir davanın sonunda hükmedilen alacağın değer kaybetmiş olması, kural olarak munzam zarar talebiyle gündeme getirilir. Talebin dayanağı yargılamanın uzunluğu değil, borçlunun bu süre boyunca temerrütte bulunmasıdır. Faiz, temerrüt tarihinden itibaren işler; yargılama süresi uzadıkça faizin enflasyonun gerisinde kalan kısmı da büyür.

TBK m.122'ye göre faizi aşan zararın miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının talebi üzerine hâkim bu zarara da hükmedebilir. Aksi hâlde munzam zarar, asıl alacak tahsil edildikten sonra ayrı bir davayla istenir. Yargılamanın makul sürede tamamlanmaması ise ayrıca Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru veya ilgili tazminat yolları açısından değerlendirilebilecek ayrı bir meseledir.

Şufa Davasında Depo Edilen Bedel İçin Enflasyon Farkı İstenebilir mi?

Şufa (ön alım) davasında davacı, taşınmazın satış bedelini ve tapu giderlerini mahkemenin belirlediği sürede depo eder. Dava yıllar sürüp sonunda alıcıya ödendiğinde, depo edilen paranın değeri ciddi biçimde azalmış olabilir. Bu durum, Antalya gibi taşınmaz değerlerinin hızla yükseldiği bölgelerde paylı mülkiyet uyuşmazlıklarında sık karşılaşılan bir sorundur.

Anayasa Mahkemesi, Ali İmancı ve Eşref Aydın Başvurusu, B. No: 2017/15134, 29.01.2020

Ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında depo edilen bedelin değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Şufa davasında bedelin depo edilmesi, davanın açılmasından itibaren ayrı bir usul disiplinini gerektirir. Ayrıntılar şufa (ön alım) davası rehberinde anlatılmıştır.

Gayrimenkul Uyuşmazlıklarında Munzam Zarar Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

Munzam zarar talebi, para borcu içeren her gayrimenkul uyuşmazlığında gündeme gelebilir. Antalya'da sık görülen başlıca örnekler şunlardır:

  • Teslim edilmeyen konut nedeniyle feshedilen satış sözleşmesinde, ödenen bedelin yıllar sonra iade edilmesi,
  • Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhidin veya arsa sahibinin ödemesi gereken para borçlarının gecikmesi,
  • Kira alacağının uzun süre ödenmemesi ve icra takibiyle geç tahsil edilmesi,
  • Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin geç ödenmesi,
  • Ticari alacaklarda itirazın iptali süreci sonunda alacağın faiziyle birlikte geç tahsil edilmesi.

Bu uyuşmazlıkların her birinde munzam zarar talebi, asıl alacağın doğduğu hukuki ilişkinin kendi kurallarıyla birlikte değerlendirilir. İcra takibinde faiz başlangıcı ve icra inkâr tazminatı gibi konular itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı yazısında, idareye karşı bedel talepleri ise kamulaştırmasız el atma davası yazısında ele alınmıştır.

Munzam Zarar Davası Hangi Mahkemede Açılır, Arabuluculuk Zorunlu mu?

Munzam zarar davasında görevli mahkeme ve dava şartı arabuluculuk, asıl alacağın doğduğu hukuki ilişkiye göre belirlenir. Genel kural olarak görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; yetkili mahkeme ise kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir, sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de yetkilidir. Örneğin Antalya'daki bir taşınmazın satışından doğan iade alacağında ifa yeri ve taraf adresleri birlikte değerlendirilir. Görev bakımından ise uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse asliye ticaret mahkemesi, tüketici işleminden doğuyorsa tüketici mahkemesi görevlidir.

Dava şartı arabuluculuk da aynı ilişkiye bağlıdır. Konusu para alacağı veya tazminat olan ticari davalarda (TTK m.5/A), tüketici uyuşmazlıklarında (6502 sayılı Kanun m.73/A) ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir.

Munzam Zarar Zamanaşımı Ne Kadar?

Munzam zarar talebinin zamanaşımı, uygulamada çoğunlukla TBK m.146'daki on yıllık genel süre esas alınarak değerlendirilir. Sürenin başlangıcı bakımından genellikle zararın kesinleştiği, yani asıl borcun ödendiği tarih dikkate alınır.

Bununla birlikte asıl alacağın türü, sürenin belirlenmesinde önem taşıyabilir; kira, ticari ilişki veya haksız fiil gibi farklı zamanaşımı rejimlerine tabi alacaklarda daha kısa sürelerin ileri sürüldüğü uyuşmazlıklar da görülmektedir. Sürenin hesaplanmasında yapılacak bir hata, talebin esasa girilmeden reddine yol açabilir.

Munzam Zarar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Munzam zarar ne demek?

Munzam zarar, para borcunu geç ödeyen borçlunun, alacaklıya temerrüt faiziyle karşılanamayan zararı da ödemesi gerektiğini ifade eder. Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde “aşkın zarar” adıyla düzenlenmiştir. Gündelik dilde çoğunlukla “enflasyon farkı” veya “paranın değer kaybı” olarak anılır.

Munzam zarar ile aşkın zarar aynı şey mi?

Evet. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde “munzam zarar”, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde ise “aşkın zarar” ifadesi kullanılmıştır. İki terim aynı hukuki kurumu ifade eder.

Enflasyon tek başına munzam zararın ispatı için yeterli mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.03.2022 tarihli kararıyla benimsenen ve dairelerin çoğunluğunca izlenen görüşe göre yeterli değildir; alacaklıya özgü somut bir zarar aranır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ise yüksek enflasyon dönemlerinde ekonomik verilere dayalı soyut sepet hesabını kabul etmektedir. Anayasa Mahkemesi de 2025 tarihli Caner Şafak kararında bu ispat yükünün etkili bir hukuk yolu sunmadığını tespit etmiştir.

Munzam zarar asıl alacak davasıyla birlikte istenebilir mi?

İstenebilir. TBK m.122'ye göre faizi aşan zararın miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının talebi üzerine hâkim esas hakkında karar verirken bu zarara da hükmedebilir. Zarar o aşamada belirlenemiyorsa, asıl alacak tahsil edildikten sonra ayrı bir dava açılır.

Müteahhit evi geç teslim etti, munzam zarar isteyebilir miyim?

Teslim borcu para borcu olmadığından konutun geç teslimi nedeniyle uğranılan kira kaybı gibi zararlar munzam zarar olarak değil, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümlere göre gecikme tazminatı olarak istenir. Sözleşme feshedilir ve ödenen bedel geç iade edilirse, bu iade borcunun gecikmesi bakımından munzam zarar talebi gündeme gelebilir.

7589 sayılı Kanun'dan sonra kanuni faiz nasıl belirleniyor?

Faiz oranı sözleşmeyle belirlenmemişse kanuni faiz, Merkez Bankası'nın önceki yılın 31 Aralık günü uyguladığı kısa vadeli reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yıllık olarak hesaplanır. 30 Haziran'daki oran beş puan veya daha fazla değişmişse, yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde sekseni uygulanır. Düzenleme 31.07.2026'da yürürlüğe girmiştir.

Munzam zarar davası ne kadar sürer?

Kanunda belirli bir süre yoktur. Süre; görevli mahkemenin iş yüküne, arabuluculuk aşamasına, bilirkişi incelemesinin kapsamına ve istinaf ile temyiz aşamalarına göre değişir. Hesaplamanın bilirkişi raporuna dayanması ve rapora itiraz edilmesi, yargılamanın en çok zaman alan aşamalarındandır.

Yasal Uyarı Bu makale bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Kişisel durumunuza özel hukuki değerlendirme için mutlaka bir avukata danışmanız önerilir.
Av. Rafet Aslan
Rafet Aslan Hakkında

Av. Rafet Aslan

Kurucu Avukat

Rafet Aslan Avukatlık Bürosu, Türkiye genelinde gayrimenkul uyuşmazlıkları, boşanma, velayet, mal paylaşımı ve sigorta ihtilafları başta olmak üzere geniş bir alanda hizmet veren öncü hukuk bürolarından biridir. Kurulduğu günden bu yana hukuki süreçlerde müvekkillerinin haklarını etkin şekilde korumayı, çözüm odaklı...
whatsapp telegram